Makine İhracatı Ocak'ta Artış Gösterdi, Ancak Miktarda Düşüş Yaşandı!

Makine sektörü ocakta yüzde 3,3’lük artışla 2,2 milyar dolarlık ihracata ulaştı. Miktar bazında düşüş yaşanmasına rağmen kilogram başına fiyatın 8,9 dolarla rekor kırması geliri yukarı taşıdı. ABD pazarında güçlü artış dikkat çekerken, Irak ve Rusya’da gerileme kaydedildi.

Makine sektörünün ihracatı yılın ilk ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,3 artarak 2,2 milyar dolara yükseldi.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre, serbest bölgeler dahil makine imalat sanayisinin toplam ihracatı ocakta yıllık bazda yüzde 3,3 artış kaydetti. Miktar bazında yüzde 13,8 düşüş yaşanmasına rağmen kilogram başına ortalama ihracat fiyatının 8,9 dolarla rekor seviyeye çıkması gelir artışını beraberinde getirdi. Yıllıklandırılmış ihracat ise 29 milyar dolar sınırına yaklaştı.

Almanya lider, ABD’de güçlü artış

Ocakta en fazla ihracat 283 milyon dolarla Almanya’ya yapıldı ve bu ülkeye satışlar yüzde 12,2 arttı. ABD’ye ihracat yüzde 66,9 artışla 183 milyon dolara yükseldi. İtalya da 100 milyon dolar eşiğinin aşıldığı pazarlar arasında yer aldı. Buna karşılık Irak’ta yüzde 40, Rusya’da ise yüzde 36,5 düşüş görüldü.

En yüksek artış turbojet ve hidrolik silindirde

Alt sektörler içinde en dikkat çekici artış yüzde 77,6 ile turbojet ve hidrolik silindir grubunda yaşandı. İnşaat ve iş makineleri ile pompa ve kompresörlerde de çift haneli yükseliş kaydedildi. Takım tezgahları ile yük kaldırma ve istifleme makineleri ise düşüş yaşayan kalemler oldu.

Makine ihracatı ocakta yükseldi: Gelir arttı, miktar geriledi - Resim : 1

“Fiyat değil finansman ve erişim belirleyici”

MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, küresel ticarette artan tarifeler ve belirsizliklerin baskı oluşturduğunu belirterek, "Böyle bir konjonktürde finansman imkanları, pazar erişimi, teknik mevzuat uyumu ve tedarik güvenliği gibi konular fiyattan daha önemli rekabet unsurları haline geldi." dedi.

Karavelioğlu, sektörün önceliğinin "daralan talebe uyum sağlamanın değil yeniden şekillenen ticaret mimarisinde kalıcı ve güvenilir bir konum tahkim etmenin" olduğunu vurguladı.

AB’de öne çıkan üretim ve karbon kriterlerine dikkat çeken Karavelioğlu, "Made in EU' yerine 'Made with EU' vurgusu yapan bu çevrelerin, Avrupa sanayisinin uluslararası entegrasyonunun zayıflatılmaması savına, küresel tedarik zinciri içinde AB'nin en güçlü stratejik ortaklarından biri olarak mutlaka destek olmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalarda Türkiye’nin de yer alması gerektiğini belirten Karavelioğlu, "Üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Gümrük Birliği ortağı olarak Türkiye'yi de içermesi gerektiği konusunda yürütülen diplomatik ve teknik girişimler son derece kıymetli. ... Rekabetçiliğin bir ayağı korumacılıksa diğer ayağı maliyet kontrolüdür ve bu denge Türkiye dahil edilmeden kurulamaz." değerlendirmesinde bulundu.

Atıl kapasiteye dikkat çekti

Sektörde maliyet baskısının yüksek seyrettiğini ve kapasite kullanımında gerileme yaşandığını ifade eden Karavelioğlu, "Atıl durumda bulunan üçte birlik kapasitemizi ekonomiye kazandırmak için her türlü politika aracını kullanmayı gerekli ve meşru görüyoruz. Çünkü ilave gümrük vergilerimizin seviyelerinin düşüklüğünü mütekabiliyet ekseninde tartıştığımız yılların sonuna geldik" dedi.

İLGİLİ HABERLER