Amed’de santimetrelerle ölçülen hayatlar: Sahnedeki vasiyet izleyenleri gözyaşlarına boğdu

Amed Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 11. Uluslararası Amed Tiyatro Festivali, sanatın iyileştirici ve sarsıcı gücünü meydanlara taşıyor. Festivalin altıncı gününde, Rojhilatlı sanatçı Soran Hosseini’nin imzasını taşıyan CM (Santimetre) adlı performans, Çand Amed Kültür Merkezi önünde izleyiciyle buluştu.

Uluslararası Amed Tiyatro Festivali’nde sahnelenen CM adlı oyun, yaşamın kısalığını ve özgürlük arzusunu bir mezura üzerinden anlatarak izleyicilere unutulmaz bir yüzleşme yaşattı.

Amed Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 11. Uluslararası Amed Tiyatro Festivali, sanatın iyileştirici ve sarsıcı gücünü meydanlara taşıyor. Festivalin altıncı gününde, Rojhilatlı sanatçı Soran Hosseini’nin imzasını taşıyan CM (Santimetre) adlı performans, Çand Amed Kültür Merkezi önünde izleyiciyle buluştu. Merivan sokak tiyatrosu ekolünün izlerini taşıyan oyun, izleyenleri hem fiziksel hem de duygusal bir ölçüm sürecine dahil etti.

Ölçülen sadece mesafe değil, hayatın kendisi

Beyaz bir kostümle sahneye çıkan Hosseini, elindeki metreyle sürekli olarak çevresini, insan boyunu ve zamanı ölçerek, modern insanın kısıtlanmış yaşamına dikkat çekti. Başlangıçta neşeli bir atmosferle kurulan uzun masanın etrafında halaylar çekilse de, sanatçının izleyicilere dağıttığı kağıt ve kalemlerle oyunun seyri değişti. Sanatçı, izleyicilerden hasretlerini ve vasiyetlerini yazmalarını istediğinde meydanda derin bir sessizlik hakim oldu.

Toplanan kağıtlardan biri, Rojhilat’tan Amed’e göç eden küçük Bahoz’a aitti. Sahneye davet edilen Bahoz’un, “Tek dileğim, Kürdistan’daki tüm çocukların özgür olması” sözleri, meydandaki izleyicileri duygusal bir atmosfere sürükledi. Performansın ilerleyen dakikalarında, sembolik bir ölüm ritüeliyle bir izleyicinin üzerine örtü serilip ayaklarının yıkanması, yaşamın geçiciliğine dair çarpıcı bir metafor olarak hafızalara kazındı.

Savaşın gölgesinde sanatın direnci

Festival kapsamında düzenlenen Sudan-Yanan Bir Bölgede Tiyatro paneli ise savaşın sanat üzerindeki etkisini farklı bir boyuta taşıdı. Alman Sahne Sanatları Akademisi’nden Eberhard Wagner’in moderatörlüğünde gerçekleşen oturuma, vize engelleri nedeniyle çevrim içi bağlanan Prof. Dr. Justin John damga vurdu. Güney Sudan’daki iç savaşın yarattığı tahribatı anlatan John, rakamların acıyı ifade etmede yetersiz kaldığını vurguladı.

Bedenin hafızası sahnede canlanıyor

Mülteci kamplarında tiyatroyu bir direniş aracı olarak kullandıklarını belirten John, savaşın sadece toprakları değil, bedenleri de işgal ettiğini savundu. John, “Beden, çekilen sancıların ve dökülemeyen gözyaşlarının yaşayan arşividir. Bizim sahnemiz toprak, ışığımız güneştir” diyerek, sanatın kimliksizleşmeye karşı en güçlü savunma mekanizması olduğunu ifade etti.

Performansın sonunda, oyuncunun içine girdiği masanın bir tabut gibi taşınması ve “Bir kapıdan geldim, bir kapıdan gidiyorum” sözleri, izleyicilere hayatın kısalığını bir kez daha hatırlattı. Etkinlik, hep bir ağızdan söylenen “Em Kurd hemû bira ne” şarkısıyla sona erdi.

İLGİLİ HABERLER