Ankara NATO Zirvesine Karşı Emek Örgütlerinden Tepki Yükseliyor

Eğitim Sen şube temsilcileri, artan yaşam maliyetleri ve dış politika tercihlerinin işçi sınıfı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek alternatif örgütlenme çağrısında bulunuyor.

Temmuz ayında başkentte yapılması planlanan NATO toplantısı, sendikalar ve emek örgütleri tarafından ekonomik kriz ve bağımlılık politikaları ekseninde eleştiriliyor. Eğitim Sen şube temsilcileri, artan yaşam maliyetleri ve dış politika tercihlerinin işçi sınıfı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek alternatif örgütlenme çağrısında bulunuyor.

Ankara’nın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde, sendikal çevrelerden gelen itirazlar yükselmeye başladı. Eğitim Sen Ankara 4 No’lu Şube Başkanı Gülhan Şimşek, yükselen enflasyon ve alım gücündeki erimenin toplumun tüm kesimlerini zorladığını belirtti. Şimşek, mevcut yönetim sisteminin ekonomik krizin derinleşmesine zemin hazırladığını öne sürerek, sermaye çevreleri ile emperyalist ülkeler arasındaki iş birliğinin emekçilerin hak arama mücadelesini kısıtladığını iddia etti.

Ekonomik Bütçeler ve Askeri Harcama İddiaları

NATO’nun kuruluşundan bu yana askeri bir ittifak olmanın ötesinde siyasi ve ekonomik bir yapı olarak işlediğini savunan emek temsilcileri, örgütün üye ülkelerden talep ettiği yüksek savunma bütçelerinin, halkın temel ihtiyaçlarından kesinti yapılması anlamına geldiğini belirtiyor. ABD'nin başını çektiği ittifakın üye ülkeler üzerinde kurduğu bağımlılık ilişkisinin Türkiye özelinde de uzun yıllardır sürdüğünü savunan Şimşek, bölgesel çatışmalardaki tutumun bu bağımlılığın bir yansıması olduğunu öne sürdü.

İş Yerlerinden Başlayan Örgütlenme Çağrısı

Emek örgütleri, yaklaşan zirveyi sadece askeri bir toplantı olarak değil, küresel güçlerin pazar ve hammadde kaynaklarını koruma stratejisi olarak tanımlıyor. Sendikalara seslenen Şimşek, iş yerlerinde "NATO ve emperyalist savaş karşıtı birlikler" kurulması gerektiğini vurguladı. Bu birliklerin aynı zamanda demokratik haklar, tam bağımsızlık ve insanca yaşam taleplerini seslendiren yapılar olması gerektiğini ifade etti.

Sonuç olarak, sendika temsilcileri tarafından yapılan açıklamalarda, söz konusu zirvenin iptal edilmesi gerektiği ve Türkiye'nin ittifak içindeki konumunun yeniden değerlendirilmesinin bir zorunluluk olduğu vurgulandı. Emekçilerin yaşadığı yoksulluğun ancak bu tür uluslararası bağımlılık ilişkilerinin sonlandırılmasıyla aşılabileceği, tarihsel sendikal mücadele deneyimlerinden yola çıkılarak yeni bir toplumsal dayanışma ağının şart olduğu belirtildi.

İLGİLİ HABERLER