Ankara’nın merkezinde devasa nükleer depo: Polatlı radyoaktif atıkların yeni adresi oluyor

Türkiye’nin enerji vizyonu çerçevesinde Mersin’de hayata geçirilen Akkuyu Nükleer Santrali, elektrik üretim sürecinin yanı sıra beraberinde getireceği atık yönetimi meselesiyle de gündeme yerleşti.

Başkent Ankara’nın Polatlı ilçesinde kurulması planlanan nükleer atık bertaraf tesisi, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nden çıkacak tehlikeli maddeler ve ülke genelindeki radyoaktif kalıntılar için nihai durak haline getirilecek.

Türkiye’nin enerji vizyonu çerçevesinde Mersin’de hayata geçirilen Akkuyu Nükleer Santrali, elektrik üretim sürecinin yanı sıra beraberinde getireceği atık yönetimi meselesiyle de gündeme yerleşti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda, Ankara’nın Polatlı ilçesinde devasa bir nükleer atık depolama merkezi kurulması için düğmeye basıldı. 2035 yılına kadar tamamlanması hedeflenen tesis, sadece santralden kaynaklanan yüksek ve düşük seviyeli atıkları değil, ülke genelinde radyoaktif madde kullanan sektörlerden gelen tehlikeli materyalleri de bünyesinde barındıracak.

ÇED süreçlerinin tamamlanmasının ardından inşaat aşamasına geçilmesi beklenen tesisle ilgili konuşan Bakanlık yetkilileri, projeyi standart güvenlik prosedürleri kapsamında değerlendiriyor.

Geçmişten gelen radyoaktif mirasa çözüm

Polatlı'da kurulacak olan tesis, yalnızca yeni nesil atıkları değil, Türkiye'nin geçmişten gelen radyoaktif sorunlarını da çözüme kavuşturmayı hedefliyor. Özellikle 1986 yılındaki Çernobil felaketi sonrasında Karadeniz bölgesine yayılan ve toprağa gömülen radyoaktif içerikli çayların da, bu tesise nakledilerek burada kontrol altına alınacağı belirtiliyor. Halihazırda gömülü olduğu bölgelerde Sezyum-137 düzeyi üzerinden denetlenen bu maddelerin, inşa edilecek merkezde daha güvenli ve modern koşullarda muhafaza edilmesi planlanıyor.

Yasal düzenlemeler ve sektör temsilcilerinin itirazları

Türkiye’nin nükleer atık yönetimi stratejisi, 2021 yılında yürürlüğe giren ve uluslararası sözleşmelere dayanan yasal düzenlemelerle şekillendi. Söz konusu mevzuat, nükleer atıkların sadece depolanması değil, yeniden işlenmesi ve uluslararası ortak projeler kapsamında başka ülkelerle atık alışverişi yapılabilmesine dair hukuki altyapıyı da içeriyor.

Öte yandan, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gibi meslek kuruluşları, bu sürece sert tepki gösteriyor. Nükleer enerjiye geçişin hem ekonomik bağımlılığı artırdığını hem de kaza risklerini beraberinde getirdiğini savunan EMO temsilcileri, Türkiye’nin bir nükleer atık sahasına dönüştürülmemesi gerektiğini savunuyor. Özellikle Rus şirketinin işletim modeli ve olası bir felaket durumunda Türkiye’nin karşılaşacağı riskler, uzmanlar tarafından "milli enerji" söylemlerine karşı en temel eleştiri noktası olarak öne sürülüyor.

İLGİLİ HABERLER