Ankara’nın soğuk betonunda kazanılan büyük zafer: Madencilerin direnişi sömürü çarkını kırdı

Doruk Madencilik bünyesinde çalışan ve Bağımsız Maden İş Sendikası çatısı altında örgütlenen emekçiler, aylardır süren belirsizliğe ve hak gasplarına karşı başlattıkları mücadeleden zaferle ayrıldı.

Eskişehir’den başkente uzanan 200 kilometrelik zorlu yürüyüşü açlık greviyle taçlandıran 113 maden işçisi, tüm taleplerini kabul ettirerek haksızlıklarla dolu bir düzene karşı tarihi bir başarıya imza attı.

Doruk Madencilik bünyesinde çalışan ve Bağımsız Maden İş Sendikası çatısı altında örgütlenen emekçiler, aylardır süren belirsizliğe ve hak gasplarına karşı başlattıkları mücadeleden zaferle ayrıldı. 13 Nisan’da başlattıkları yürüyüşü, Ankara Kurtuluş Parkı’nda dokuz gün süren açlık greviyle sürdüren işçiler, nihayetinde tüm kazanımlarını güvence altına aldı.

Direnişin simgesi haline gelen bu süreçte işçiler; işten atılan arkadaşlarının geri alınması, biriken maaşların ödenmesi, tazminat haklarının verilmesi ve dayatılan ücretsiz izinlerin kaldırılması gibi en temel insani taleplerini masaya koydu. Çevik kuvvet müdahalesi, gözaltılar ve ağır yaşam koşullarına rağmen geri adım atmayan madenciler, haklılıklarından aldıkları güçle sermayenin kâr hırsına karşı durdu.

Sömürü düzenine karşı sınıfsal bir itiraz

Yaşananlar, yalnızca tek bir şirketin yarattığı bir mağduriyet değil; emeğin ucuzlatıldığı, yoksulluğun nesilden nesile aktarıldığı bir sistemin yansıması olarak görülüyor. Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, maden ruhsatları üzerinden kurulan sömürü ağını eleştirerek, işçilerin çocuklarının temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı bir ortamda, patronların binlerce ruhsatla servetlerine servet kattığına dikkat çekti.

Medyanın sessizliğine karşı yükselen ses

Direnişin başından itibaren ana akım medyanın görmezden geldiği emekçiler, ancak mutabakat sağlandığında ekranlarda yer bulabildi. Sendika yöneticisi Başaran Aksu, bu durumu "Direnişin başından bu yana burada olmayan mikrofonlar, şimdi karşımızda" sözleriyle eleştirdi. Bu durum, sermaye ve iktidar odaklı düzenin, ancak boyun eğmeyen bir irade karşısında geri adım attığını bir kez daha kanıtladı.

Muhalefete düşen görev: Sınıfsal mücadeleyi büyütmek

Doruk Madencilik işçilerinin kazandığı bu zafer, sadece bir iş yeri başarısı değil, aynı zamanda Türkiye’deki muhalefet için de önemli bir yol haritası sunuyor. Uzmanlar, toplumsal itirazın iktidarın belirlediği kutuplaşma ekseninden çıkarılıp sınıfsal bir hatta çekilmesi gerektiğini vurguluyor. Emeğin örgütlü gücünü merkeze almayan hiçbir siyasi hamlenin, mevcut adaletsiz düzeni değiştiremeyeceği gerçeği, madencilerin bu onurlu direnişiyle bir kez daha tescillenmiş oldu.

İLGİLİ HABERLER