Avrupa Birliği ve Taliban Arasında Sınır Dışı Mesaisi

Göç krizi ve güvenlik odaklı yürütülen görüşmeler, insan hakları çevrelerinde tartışma yarattı. Avrupa Birliği üyesi 15 ülkenin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Afganistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdülkahhar Belhi liderliğindeki beş kişilik Taliban heyeti Brüksel'de ağırlandı.

Brüksel yönetimi, Afganistan'da iktidarı elinde bulunduran Taliban heyetini resmi düzeyde ağırlayarak dış politika stratejisinde yeni bir aşamaya geçti. Göç krizi ve güvenlik odaklı yürütülen görüşmeler, insan hakları çevrelerinde tartışma yarattı.

Avrupa Birliği üyesi 15 ülkenin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, Afganistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdülkahhar Belhi liderliğindeki beş kişilik Taliban heyeti Brüksel'de ağırlandı. İsveç’in eş başkanlık ettiği görüşmeler, Avrupa'nın Afganistan politikasındaki pragmatik dönüşümün en somut işareti olarak değerlendiriliyor.

Diplomatik kaynaklar, Brüksel'in bu hamlesinin Taliban yönetimini hukuki olarak tanımak anlamına gelmediğini ısrarla vurguluyor. Buna karşın, özellikle Avrupa'daki göç baskısı ve güvenlik süreçleri, tarafları masa başında buluşmaya zorunlu kıldı.

Güvenlik ve göç yönetimi ön planda

Görüşme masasında öne çıkan en kritik konu başlığı, Avrupa ülkelerinde iltica talepleri reddedilen Afganların ülkelerine geri gönderilmesi oldu. Avrupa Komisyonu, özellikle ağır suçlara karışmış veya kamu güvenliğini tehdit ettiği iddia edilen kişilerin kimlik tespiti ve seyahat belgesi süreçlerinin hızlandırılmasını talep ediyor. Taliban heyeti ise kendi vatandaşlarına yönelik konsolosluk hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi ve geri dönüşlerin insan onuruna uygun bir zeminde yürütülmesi beklentisini dile getirdi.

İnsan hakları örgütlerinden sert tepki

Avrupa Birliği’nin bu diplomatik teması, sivil toplum kuruluşları ve insan hakları savunucuları nezdinde ciddi eleştirilere neden oldu. Nobel Barış Ödülü sahibi Malala Yusufzay, Taliban’ın kadın hakları konusundaki siciline atıfta bulunarak Brüksel'in bu yaklaşımını "rahatsız edici" olarak nitelendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcileri ise Avrupa'nın bir yandan demokratik değerleri savunurken diğer yandan geri gönderme süreçleri için Taliban ile iş birliği arayışına girmesinin "ciddi bir tutarsızlık" olduğunu savundu.

Resmi tanıma ile fiili temas arasındaki çizgi

2021 yılında Kabil'de yönetimin değişmesinden bu yana Avrupa ülkeleri büyükelçiliklerini kapatmış ve doğrudan diplomatik faaliyetlerini askıya almıştı. Ancak geçen süre zarfında güvenlik ve insani yardım gibi alanlarda sürdürülen dolaylı temaslar, Brüksel'deki bu resmi oturumla farklı bir boyuta taşındı. Siyasi gözlemciler, Avrupa'nın "tanımıyoruz ancak görüşüyoruz" söylemiyle, sahadaki gerçeklik ile ideolojik duruşu arasında denge kurmaya çalıştığına dikkat çekiyor.

Brüksel’in bu hamlesi, artan göç dalgaları karşısında Avrupa Birliği'nin dış politika ilkelerini ne ölçüde esnetebileceğini gösteren bir test niteliği taşıyor. İnsan hakları söylemleri ile sınır yönetimi arasındaki bu zorunlu angajman politikasının, Avrupa iç siyasetinde uzun süre tartışılmaya devam edeceği öngörülüyor.

İLGİLİ HABERLER