Euro Bölgesi ekonomisi, ECB’nin 11 Haziran’da masaya yatıracağı faiz artırımıyla yeni bir döneme hazırlanırken, piyasalardaki 2011 endişesi her geçen gün büyüyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), 11 Haziran tarihinde gerçekleştireceği toplantı ile para politikasına yön vermeye hazırlanıyor. Piyasalar genelinde bir faiz artırımına kesin gözüyle bakılsa da, banka koridorlarındaki belirsizlik kararın arka planındaki kırılganlığı gözler önüne seriyor. Yönetim Konseyi üyelerinin verdiği karmaşık mesajlar, Haziran sonrası için net bir yol haritası çizilmediğini, kararın büyük ölçüde tahminlere dayalı bir kumar niteliği taşıdığını gösteriyor.
Enflasyonun gölgesinde büyüme sancısı
Şubat ayında yüzde 1,9 olan enflasyonun Nisan ayında yüzde 3 seviyesine tırmanması, bankayı sert önlemler almaya itiyor. Bölgesel jeopolitik krizlerin enerji fiyatlarını tetiklemesi ana neden olarak görülse de, çekirdek enflasyon cephesindeki görece sakinlik politika yapıcıları ikiye bölmüş durumda. Mayıs ayına ait öncü veriler, fiyat baskılarında bir yatay seyir olduğunu gösterse de ECB, enerji şoklarının kalıcı bir fiyatlama davranışına dönüşmesinden endişe ediyor.
Banka, sadece bugünkü verileri değil, ücret artışları ve şirketlerin geleceğe dönük fiyatlama stratejileri üzerinden yaratacağı muhtemel enflasyonist dalgaları yönetmeye çalışıyor. Ancak bu agresif duruş, Euro Bölgesi’nin zayıf büyüme sinyalleriyle çelişiyor. Özellikle PMI verileri, bölgenin stagflasyon yani hem ekonomik durgunluk hem de yüksek enflasyon sarmalına doğru sürüklendiğini kanıtlıyor.
2011 hatası tekrarlanır mı?
Uzmanlar, mevcut durumu 2011 yılındaki enerji kriziyle kıyaslıyor. O dönemde atılan ve daha sonra hızla geri çekilmek zorunda kalınan faiz artırımları, piyasalarda derin yaralar açmıştı. Bugün de benzer bir tablonun yaşanmasından korkuluyor. Ekonomistler, ECB’nin 11 Haziran’da alacağı kararın enflasyonu dizginleyip dizginleyemeyeceğini ya da ekonomideki mevcut büyüme ivmesini tamamen öldürecek yanlış bir adım olup olmayacağını tartışıyor. Piyasalar önümüzdeki dönem için agresif faiz artışları beklerken, banka yetkililerinin sergilediği ihtiyatlı tutum ise kararın arkasındaki tereddüdü en iyi şekilde özetliyor.