Strazburg’da oylanan yıllık Türkiye raporu, parlamenterlerin geniş desteğiyle kabul edilirken, metne eklenen değişiklik önergeleri Ankara ile Brüksel arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştiren yeni başlıkları gündeme taşıdı.
Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile yürütülen ilişkilere dair hazırlanan yıllık değerlendirme raporunu 107 ret ve 171 çekimser oya karşılık 381 kabul oyuyla onayladı. Hukuki bir bağlayıcılığı bulunmayan metin, Türkiye’nin dış politika doktrinlerinden iç hukuk düzenlemelerine kadar geniş bir yelpazede eleştirel bir yaklaşım benimsiyor. Oylama süreci öncesinde rapora eklenen 55 değişiklik önergesi, metnin tonunu sertleştiren unsurlar olarak öne çıkıyor.
Mavi Vatan ve Bölgesel Gerilimler
Raporun en dikkat çekici kısımlarından birini, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin geliştirdiği Mavi Vatan doktrinine yönelik tepkiler oluşturuyor. AP metninde, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde karasularını genişletme yönündeki yasal haklarını hatırlatan bir vurgu dikkat çekiyor. Türkiye’nin bu konuda dile getirdiği "casus belli" yani savaş sebebi çıkışına yönelik endişelerin yer aldığı raporda, söz konusu doktrinin komşu ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği iddia ediliyor. Ankara’nın bu alanlardaki faaliyetlerinin, bölgedeki iyi komşuluk ilişkileriyle bağdaşmadığı görüşü savunuluyor.
Yargı Süreçleri ve Laiklik Vurgusu
Metinde Türkiye’deki yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü konuları yeniden gündeme getirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ve bazı muhalif siyasi figürlere yönelik dava süreçleri, parlamentonun eleştiri odağında yer aldı. Bununla birlikte, uzun süredir metinlerde yer almayan laiklik vurgusunun beş yıl aradan sonra tekrar rapora girmesi, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi gündemine dair Brüksel’deki bakış açısını yansıtıyor. Raporda, dini temelli olduğu öne sürülen bir ahlak anlayışının kamusal alana yayılmaya çalışılmasından endişe duyulduğu belirtiliyor.
Ankara’dan Sert Yanıt
Dışişleri Bakanlığı, raporun kabul edilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada metni "temelsiz ve ideolojik" olarak nitelendirdi. Ankara, söz konusu raporun Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik önemini gölgelemeyi hedeflediğini ve nesnellikten uzak bir siyasi gündemle hazırlandığını ifade etti. Bakanlık, özellikle Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik yaptırım çağrısını "mesnetsiz ve kabul edilemez" bularak reddetti.
Stratejik İşbirliği İhtiyacı
Tüm bu gerilimli başlıklara rağmen rapor, Türkiye’nin jeopolitik konumunun önemini ve NATO müttefiki olarak üstlendiği rolü teslim ediyor. Göç yönetimi, terörle mücadele ve enerji güvenliği gibi alanlarda pragmatik işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, üyelik müzakerelerinin ancak demokratik standartlarda somut bir ilerleme kaydedilmesi durumunda yeniden canlanabileceği mesajı veriliyor. Avrupa Parlamentosu, mevcut eylemsizlik halini Ankara’nın reform konusunda yeterli siyasi irade sergilememesine bağlıyor.