Bahçeli’nin Öcalan çıkışı muhalefeti ayağa kaldırdı: Siyaset arenasında sert tepkiler

Geçmişte idam ipiyle meydanlarda mesaj veren Bahçeli’nin tavrındaki bu keskin dönüş, milliyetçi kanattaki liderleri harekete geçirdi. Siyasi sahnede "Terörsüz Türkiye" hedefiyle başlayan süreç, beklenen teslimiyet ve silah bırakma adımlarının atılmaması nedeniyle eleştiri oklarının hedefi oldu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a yönelik "barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü" statüsü verilmesi teklifi, siyaset gündeminin merkezine oturdu. Geçmişte idam ipiyle meydanlarda mesaj veren Bahçeli’nin tavrındaki bu keskin dönüş, milliyetçi kanattaki liderleri harekete geçirdi.

Siyasi sahnede "Terörsüz Türkiye" hedefiyle başlayan süreç, beklenen teslimiyet ve silah bırakma adımlarının atılmaması nedeniyle eleştiri oklarının hedefi oldu. İktidar kanadının "terörsüzlük" vurgusuna karşın, terör örgütünün varlığını sürdürmesi ve herhangi bir somut adım atmaması, muhalefet tarafından bir "tiyatro" olarak nitelendiriliyor. 18 aydır perde arkasında yürütülen pazarlıkların bir sonuca ulaşmaması, sürecin ciddiyetini de tartışmaya açıyor.

Muhalefet liderlerinden sert itirazlar

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıkların detaylarına dikkat çekerek, iktidarın silah bırakma şartına karşılık, karşı tarafın yasal değişiklik ve toplu affı gündeme getirdiğini belirtti. Özdağ, Bahçeli’nin önerisini "akıl ve vicdan sınırlarını aşan bir durum" şeklinde tanımlarken, sürecin Türk milletinin onuruna aykırı olduğunu savundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise geçmişte Öcalan’a karşı takınılan sert tutumla bugünkü "koordinatörlük" teklifi arasındaki çelişkiye dikkat çekti. Dervişoğlu, bu durumu bir rezalet olarak tanımlayarak, sürecin tetikçiliğinin yapıldığını ifade etti. Anahtar Parti lideri Yavuz Ağıralioğlu da benzer bir tonla, milletin evlatlarının katili için statü talep edenlerin önce kendi konumlarını sorgulamaları gerektiğini dile getirdi.

Sessizlik ve siyasi endişe

Siyasi analistler, muhalefetin bu çıkış karşısındaki sessizliğini "seçmen kaybı korkusu" ile açıklıyor. Üç büyük milliyetçi ismin yükselttiği tepkiler, toplumun genelindeki hassasiyetleri yansıtırken, iktidarın bu hamlesinin sandığa nasıl yansıyacağı merak konusu. "Güçlü olanın haklı olduğu yerde adalet yoktur" anlayışının hakim kılındığı bir ortamda, yürütülen bu sürecin geleceği belirsizliğini koruyor.

Öte yandan, yaşanan bu kaotik siyasi atmosfer, tıpkı otoriter rejimlerin trajikomik hikayelerini andıran bir tablo çiziyor. Kendi ismiyle anılan yasaların bile karıştırıldığı bir düzende, terörle mücadele ve toplumsal barış gibi hayati konuların "siyasal manevralara" kurban edilmesi, halkın vicdanında ciddi yaralar açmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER