Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre bankacılık sektöründeki mevduat büyüklüğü 31 trilyon lira sınırını aşarken tüketici kredilerinde de belirgin bir ivmelenme kaydedildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından paylaşılan haftalık para ve banka istatistikleri, sektörün son bir haftalık mali performansına ışık tuttu. 26 Mayıs ile tamamlanan haftalık süreçte bankacılık sistemindeki toplam mevduat tutarı, yaklaşık 436,6 milyar liralık bir artışla 31 trilyon 57 milyar lira seviyesine ulaştı. Söz konusu yükseliş, bir önceki haftaya kıyasla yüzde 1,4 oranında bir büyümeye işaret ediyor.
Döviz ve Türk Lirası dağılımı
Sektördeki mevduat yapısı incelendiğinde, Türk Lirası cinsi hesapların yüzde 0,3 artışla 16 trilyon 549 milyar lira civarında seyrettiği görülüyor. Yabancı para cinsinden mevduatlarda ise yüzde 1,4 düzeyinde bir artış kaydedildi. 270,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen toplam yabancı para mevduatlarının 230,4 milyar dolarlık kısmı yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında tutuluyor. Parite etkisinden arındırılmış veriler baz alındığında, yurt içi yerleşiklerin döviz hesaplarında 1,4 milyar doların üzerinde bir artış yaşandığı belirtildi.
Kredi hacminde yukarı yönlü hareket
Bankacılık sektöründeki kredi genişlemesi mevduat büyümesine paralel bir seyir izledi. TCMB dahil toplam kredi hacmi, 26 Mayıs haftasında 129 milyar lirayı aşan bir artışla 25 trilyon 261 milyar liraya çıktı. Bu dönemde tüketicilerin borçlanma eğiliminde de artış gözlendi. Yurt içi yerleşiklerin kullandığı tüketici kredileri yüzde 1,2 oranında yükselerek 6 trilyon 412 milyar lira seviyesine ulaştı.
Kredilerin detaylarına bakıldığında, 3 trilyon 175 milyar liralık kısmın bireysel kredi kartlarından kaynaklandığı, ihtiyaç kredilerinin ise 2,4 trilyon lira düzeyinde olduğu raporlara yansıdı. Konut ve taşıt kredileri ise toplam portföy içerisinde sırasıyla 782 milyar lira ve 44 milyar lira seviyelerinde gerçekleşti.
Finansal verilerdeki bu hareketlilik, sektörün likidite ve kredi piyasasındaki güncel eğilimleri yansıtması bakımından önem taşıyor. Ekonomik aktörlerin borçlanma tercihleri ve mevduat tercihlerindeki değişimler, önümüzdeki dönemde piyasaların genel seyri için temel gösterge niteliğini korumaya devam edecek.