Beşiktaş'ta kupa hasretiyle büyüyen sancı: İstikrarı unutan bir devin hikayesi

Siyah-beyazlı camiada 2020-2021 sezonunda yaşanan o görkemli şampiyonluk, aslında kulübün uzun soluklu bir istikrar dönemine gireceğinin sinyali olarak görülmüştü.

2021 şampiyonluğunun ardından büyük bir belirsizlik sarmalına giren siyah-beyazlılar, sadece sportif başarıyı değil, kulüp hafızasını ve oyun karakterini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Siyah-beyazlı camiada 2020-2021 sezonunda yaşanan o görkemli şampiyonluk, aslında kulübün uzun soluklu bir istikrar dönemine gireceğinin sinyali olarak görülmüştü. Ancak aradan geçen beş yıllık süre, kulübü sportif başarıdan ziyade bir kimlik arayışının ortasına itti. Bugün gelinen noktada Beşiktaş, sadece sahadaki skorlarla değil, bir türlü tamir edilemeyen kurumsal ve teknik dağınıklıkla mücadele ediyor.

Yönetimsel Değişimler ve Sportif Aklın Kaybı

Beşiktaş’ın son yıllardaki en büyük handikaplarından biri, başkanlık koltuğundaki hızlı değişimler oldu. Ahmet Nur Çebi’den başlayıp Hasan Arat, Hüseyin Yücel ve Serdal Adalı ile devam eden süreç, kulübün sportif rotasının her yıl yeniden çizilmesine neden oldu. Her gelen yönetim, bir öncekinin mirasını reddederek kendi vizyonunu dayatınca, kulübün uzun vadeli bir plan üzerinde mutabakat sağlaması imkansız hale geldi. Bir sezonun gençleştirme projesi, diğer sezon yüksek bütçeli yıldız transferleriyle gölgelenince, siyah-beyazlılar bir oyun felsefesi oturtamadı.

Ezber Bozan Teknik Direktör Rotasyonu

Takımın saha içi düzeni, teknik adam tercihleriyle bir yapboz oyununa dönüştü. Sergen Yalçın’ın şampiyonluk dönemi sonrası göreve gelen Valerien Ismael, Rıza Çalımbay, Fernando Santos, Giovanni van Bronckhorst ve yeniden Sergen Yalçın gibi birbirinden çok farklı futbol ekollerine sahip isimler, oyuncu grubunda zihinsel yorgunluğa yol açtı. Oyuncular, her altı ayda bir yeni bir futbol ezberiyle tanışınca, saha içinde ne yapacağını bilen bir takım kimliği yerine, sadece anlık reaksiyonlara dayalı bir yapı ortaya çıktı.

Kadro Mühendisliğinde Aidiyet Sorunu

Kağıt üzerinde oldukça iddialı hamlelerin yapıldığı, Orkun Kökçü gibi isimlerin dahil edildiği kadrolar bile, bir omurga oluşturulamadığı için başarıya ulaşamadı. Beşiktaş, son beş yılda sürekli oyuncu sirkülasyonu yaşayarak bir "aktarma istasyonu" görüntüsüne büründü. Rafa Silva, Mert Günok ve Gabriel Paulista gibi ayrılıklar, takımın kimyasını bir kez daha bozdu. Bu kaotik ortamda ayakta kalan nadir isimlerden biri olan Ersin Destanoğlu, kulübün süreklilik arayışının canlı tanığı oldu. Bugün Beşiktaş’ın önündeki temel mesele, yeni transferlerden önce, kendi tarihine ve değerlerine uygun o özgün karakteri yeniden tesis edebilmekten geçiyor.

İLGİLİ HABERLER