Gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle yürütülen operasyon, hükümet kanadında ekonomi politikalarına yönelik eleştirilere bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Soruşturma kapsamında atanan bazı kayyum kararlarının mahkemece iptal edilmesi ise hukuki süreci tartışmaya açtı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda beyaz et üreticisi 13 firmaya yönelik başlatılan soruşturma, ekonomi gündeminin ilk sırasına yerleşti. Haziran ayı içerisinde 8 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda, sektör temsilcisi 32 yönetici hakkında gözaltı kararı uygulanmış, şüphelilerin büyük çoğunluğu adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, söz konusu şirketlerin piyasadaki rekabet koşullarını ihlal ederek haksız fiyat artışlarına sebebiyet verdiği yönünde bulgulara ulaşıldığını belirtmişti.
Hukuki süreç ve kayyum tartışmaları
Soruşturmanın en dikkat çeken yaptırımlarından biri olan şirketlere kayyum atanması kararı, yargı aşamasında değişikliğe uğradı. Gedik Piliç, Erpiliç, Keskinoğlu ve Lezita gibi sektörün önde gelen firmalarının itirazlarını değerlendiren mahkemeler, denetim kayyumu tedbirini kaldırma kararı aldı. Bu durum, operasyonun hukuki zemini üzerindeki tartışmaları beraberinde getirdi. Ayrıca Rekabet Kurulu’nun aynı süreçte söz konusu firmalara 3,7 milyar liralık idari para cezası kesmiş olması, piyasa denetimindeki çok katmanlı müdahaleyi gözler önüne serdi.
Siyasi kanadın operasyon savunması
AKP çevrelerinde ise bu soruşturmanın, gıda enflasyonuna dair tartışmaları piyasa aktörlerine yönlendirmek adına önemli bir argüman olduğu konuşuluyor. Parti kaynakları, yaşanan fiyat artışlarının temelinde hükümet politikalarının değil, bazı piyasa oyuncularının tutumunun yattığını öne sürdü. İktidar yetkilileri, yapılan operasyonla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendine yakın isimler de dahil olmak üzere hiçbir kişi veya kuruluşa ayrıcalık tanımadığını savunuyor.
Siyasetle kesişen iş dünyası
Tartışmaların odağında yer alan bazı firmaların geçmişten bugüne iktidarla yakın ilişkiler içinde olması, soruşturmanın siyasi boyutunu ön plana çıkarıyor. Özellikle Keskinoğlu Tavukçuluk’un sahibinin eski bir AKP milletvekili olması, kamuoyunda "iktidar kendi çevresine de mi dokundu?" sorusunu doğurdu. Muhalefet kanadı ise iktidarın gıda fiyatlarındaki artışın sorumluluğunu şirketlere yükleyerek ekonomi yönetimindeki kendi payını gizlemeye çalıştığını savunuyor.
Hukuki süreçlerin nasıl bir seyir izleyeceği ve Rekabet Kurulu’nun ceza kararlarına yapılacak itirazların sonuçları, önümüzdeki dönemde beyaz et piyasasının geleceği açısından belirleyici olacak. İktidar kanadı "fırsatçılarla mücadele" vurgusunu sürdürürken, hukuki alanda alınan iptal kararları sürecin önümüzdeki günlerde daha çok konuşulacağını gösteriyor.