İran ile yaşanan çatışma sürecinde Washington üzerindeki nüfuzunu kaybeden İsrail, ABD’nin yeni stratejik hamleleriyle birlikte diplomasi masasının dışına itildi. Gelişmeler, Tel Aviv’in ateşkes ve müzakere süreçlerine dair bilgiyi Washington’dan değil, dolaylı yollardan edinmeye çalıştığını gösteriyor.
Savaşın ilk dönemlerinde, özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile yakın temas kurarak İran’a yönelik operasyonel süreçlerin merkezinde yer alan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yeni dönemde eski gücünü yitirdi. New York Times kaynaklı bilgilere göre, stratejik hedeflerin savaşın ilerleyen safhalarında karşılık bulamaması, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik tutumunu değiştirmesine neden oldu. Trump yönetiminin, güvenlik önceliklerini yeniden belirlemesiyle birlikte İsrail'in "karar verici" konumundan uzaklaştırıldığı belirtiliyor.
Hedefler gerçekleşmeyince ortaklık zayıfladı
Savaşın başında İran rejimini kökten değiştirmeyi, nükleer altyapıyı tasfiye etmeyi ve füze kapasitesini sıfırlamayı amaçlayan İsrail, bu stratejik beklentilerin karşılanamamasıyla birlikte Washington nezdinde "frenlenmesi gereken bir aktör" statüsüne geriledi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve küresel enerji fiyatlarındaki artışın ABD ekonomisine yansıması, Başkan Trump’ı çatışmayı bir an önce sonlandıracak diplomatik çözümlere yöneltti. Bu yeni gerçeklik, İsrail ile ABD arasındaki "stratejik ortaklık" vizyonunu, İsrail'in ABD ordusunun taleplerine uyum sağlamak zorunda kaldığı daha pasif bir role dönüştürdü.
Diplomatik süreçte Tel Aviv'e dışlama
İstihbarat ve operasyonel kararlarda bir dönem başı çeken Tel Aviv, şu an itibarıyla ABD-İran hattında yürütülen müzakere trafiğinin dışında bırakılmış durumda. Kaynaklar, İsrail tarafının ateşkes görüşmelerine dair güncel bilgileri Beyaz Saray'dan doğrudan alamadığını, bu nedenle bölge ülkeleri üzerinden istihbarat toplamaya çalıştığını aktarıyor. Washington’ın kapalı kapılar ardında yürüttüğü olası bir anlaşma süreci ise Tel Aviv’de ciddi güvenlik endişelerine yol açıyor. Trump yönetiminin, bölgedeki karmaşayı sona erdirmek adına Netanyahu’nun savaş yanlısı hamlelerini devre dışı bıraktığı ve İsrail’i süreçlerin tamamen uzağında tuttuğu ifade ediliyor.