Beyaz Saray'ın İran planında kritik eşik: Çözüm değil kaos yönetimi

İran ile yaşanan gerilimin 74'üncü günü geride kalırken, sahadaki gelişmeler krizin kısa vadede bir çözüme kavuşmayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Kamuoyunda ABD'nin zaman kaybettiği yönündeki algının aksine, Washington'ın attığı adımlar krizin kendi lehine geliştiğini gösteriyor.

ABD'nin stratejik hamlelerini mercek altına alan uzmanlar, Hürmüz krizinin aslında bir sonuca bağlanmak yerine kontrollü bir şekilde uzatıldığını ve Washington'ın bu durumdan jeopolitik bir kazanç sağladığını belirtiyor.

İran ile yaşanan gerilimin 74'üncü günü geride kalırken, sahadaki gelişmeler krizin kısa vadede bir çözüme kavuşmayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Kamuoyunda ABD'nin zaman kaybettiği yönündeki algının aksine, Washington'ın attığı adımlar krizin kendi lehine geliştiğini gösteriyor. Başkan Donald Trump'ın yaklaşan Çin ziyareti öncesinde Hürmüz'deki kördüğümü çözme niyetinin olmadığı, aksine bölgedeki askeri hareketliliği kalıcı hale getirmeye odaklandığı gözlemleniyor.

Kontrollü kriz stratejisi

ABD'nin bölgedeki grand stratejisi, sorunu ortadan kaldırmak yerine krizi yönetilebilir bir seviyede tutmak üzerine kurulu. Washington, istediği zaman alevlendirip istediği zaman yavaşlatabildiği bu kaos ortamını, kendi küresel hedefleri doğrultusunda bir kaldıraç olarak kullanıyor. Uzmanlara göre, İran'a dayatılan uzlaşı şartlarının kabul edilemez olması, krizin sürmesi için bilerek tercih edilen bir yöntem. Bu süreçte kontrolün zaman zaman Washington'ın elinden kaçtığı izlenimi verilse de, bu durumun da stratejinin bir parçası olduğu düşünülüyor.

Askeri yığınak ve ekonomik abluka

Krizin ikinci aşamasında, Körfez'deki askeri varlığını kalıcılaştıran ABD, Doğu Akdeniz'den Umman Körfezi'ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada caydırıcılık kozunu güçlendiriyor. Üçüncü aşamada ise İran ekonomisini felç etmeye yönelik abluka politikası öne çıkıyor. Nisan ayı ortasında devreye sokulan ve İran'ın petrol üretimini kısa sürede durdurması beklenen hamleler, aslında beklenen etkiyi yaratmadı.

Tahran yönetimi, ağır ekonomik baskılara ve petrol gelirlerindeki kayıplara rağmen geri adım atmıyor. Trump yönetiminin rejimi değiştirmekten ziyade, mevcut yönetimin politikalarını dönüştürmeyi hedeflediği artık daha net görülüyor. İran halkının da bu "kirli oyunun" farkına varmasıyla birlikte, krizin süresi belirsizleşirken, bölgedeki dengelerin her an sarsılma potansiyeli gündemdeki yerini koruyor.

İLGİLİ HABERLER