Bir İhbar Maili İle Başlayan Hukuki Süreç: Gazeteci Şule Aydın'a Casusluk Suçlaması

Gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya içerikleri nedeniyle hedef tahtasına oturtulan Şule Aydın’a yönelik soruşturma süreci, hukuk çevrelerinde "delilsiz yargılama" tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Gazeteci Şule Aydın, kimliği meçhul bir şahsın 81 ilin emniyet birimlerine eş zamanlı gönderdiği hayali iddialarla dolu bir e-posta sonrası ifade vermek zorunda kaldı.

Gazetecilik faaliyetleri ve sosyal medya içerikleri nedeniyle hedef tahtasına oturtulan Şule Aydın’a yönelik soruşturma süreci, hukuk çevrelerinde "delilsiz yargılama" tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Gazeteci Barış Pehlivan’ın köşesine taşıdığı bilgilere göre, "Ahmet Türkeş" ismiyle gönderilen bir e-posta, emniyet ve yargı bürokrasisini harekete geçirmek için yeterli görüldü.

İddiaların Hedefindeki İsim: Şule Aydın

2025 yılından bu yana devam eden süreçte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na talimat gönderildi. Bu talimat doğrultusunda, resmi makamlar Aydın’ı şüpheli sıfatıyla karakola davet etti. İhbar metninde, gazetecinin YouTube’daki "Tımarhane" adlı video serisi "suç örgütü faaliyeti" olarak nitelendirilirken, Aydın’ın devlet kurumlarını aşağıladığı ve halkı kışkırttığı gibi ağır ithamlar öne sürüldü.

Dijital İhbarla Gelen Ajanlık Suçlamaları

İhbarcının, Aydın’ın uluslararası istihbarat örgütleriyle bağının olduğunu iddia etmesi metnin en dikkat çekici kısımlarından biri oldu. MOSSAD, CIA, MI6, BND ve DGSE gibi dünya çapındaki istihbarat servislerinin adının geçirildiği metinde, gazetecinin psikolojik harp yürüttüğü öne sürüldü. İhbarcı, bu iddialarla yetinmeyerek Aydın’ın sosyal medya hesaplarının ivedilikle kapatılmasını ve kapsamlı bir teknik takip başlatılmasını talep etti.

Hukuki Temelsizlik Tepkisi

Soruşturma sürecinde Şule Aydın’ı savunan Avukat Gamze Pamuk, dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığının altını çizdi. Pamuk, "Hukuk sisteminde ceza sorumluluğu soyut varsayımlara dayandırılamaz. Ortada ne maddi bir kanıt ne de suç unsuru taşıyan bir eylem var" ifadelerini kullandı. Gazetecilik mesleğinin, kimliği gizli ihbarcıların soyut iddialarıyla adliyelere taşınmasının yarattığı risklere dikkat çeken hukukçular, bu tür vakaların ifade özgürlüğü üzerindeki baskıcı etkisini vurguluyor. Şu aşamada soruşturmanın bir dava dosyasına dönüşüp dönüşmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.

İLGİLİ HABERLER