Bolu’da yaşanan vahşet vicdanları yaraladı: İki aylık Ela bebeğin ölümü lohusa depresyonu tartışmalarını alevlendirdi

tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bolu’da meydana gelen ve kamuoyunu derinden sarsan olayda, henüz iki aylık olan Ela bebek evinde boğazı kesilmiş halde bulundu.

Bolu’da iki aylık Ela bebeğin cansız bedeninin bulunmasıyla sonuçlanan korkunç olay, toplumda büyük bir infiale yol açarken, cinayet şüphelisi anne S.C. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bolu’da meydana gelen ve kamuoyunu derinden sarsan olayda, henüz iki aylık olan Ela bebek evinde boğazı kesilmiş halde bulundu. Olayın ardından bölgeden uzaklaşan ve polis ekiplerince yakalanan anne S.C., emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetse de nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu trajik hadise, sosyal medyada "lohusa depresyonu" tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Lohusalık, annelerin fiziksel ve ruhsal olarak oldukça hassas olduğu, destek mekanizmalarına en çok ihtiyaç duydukları bir süreçtir. Ancak uzmanlar, bu tür vahşi eylemlerin yalnızca lohusa depresyonuna bağlanarak basitleştirilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Depresyonun varlığı bir gerçek olsa da, bir bebeğin hayatına son verecek boyuttaki bir şiddetin arkasında genellikle çok daha karmaşık psikolojik süreçlerin ve tetikleyici faktörlerin yattığı belirtiliyor.

Dünyada bebek terk etme kutuları

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kağan Kocatepe, annelerin doğum sonrası bebeklerini kabullenememe durumunun küresel bir sorun olduğuna dikkat çekiyor. Almanya gibi ülkelerde "babyklappe" adı verilen ve kimlik gizliliğini koruyarak bebeğin güvenli ellere bırakılmasını sağlayan sistemlerin varlığı, bu sorunun ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Kocatepe, annelik içgüdüsünün genellikle koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü, ancak kişinin geçmişten gelen travmaları veya suç eğilimi gibi faktörlerin devreye girmesiyle bu dengenin bozulabildiğini vurguluyor.

Belirtileri hafife almayın

Lohusalık döneminde yaşanan duygusal dalgalanmaların çoğu zaman geçici olduğunu, ancak bazı durumlarda bu sürecin kronikleşebileceğini belirten Kocatepe, ailelere büyük sorumluluk düştüğünü hatırlatıyor. Uzmanlar, yeni doğum yapmış bir kadının; çökkün ruh hali, iştah değişiklikleri, uyku bozuklukları, değersizlik hissi ve günlük işleri yapmada zorlanma gibi belirtilerden en az beşini iki haftadan uzun süredir göstermesi durumunda mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğinin altını çiziyor.

Doğum sonrası dönemde annenin yalnız bırakılmaması, sadece bebeğin güvenliği için değil, annenin ruh sağlığının korunması ve sağlıklı bir aile ortamının tesisi için de hayati önem taşıyor. Uzmanlar, çevredeki bireylerin bu belirtileri gözlemlediği takdirde, anneyi profesyonel destek almaya ikna etme konusunda daha duyarlı olmaları gerektiğini belirtiyor.

İLGİLİ HABERLER