Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda bir araya gelen siyasi grup temsilcileri, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in izlediği politikaları ağır bir dille eleştirerek somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Avrupa Birliği'nin yürütme organı olan Komisyon'un başındaki isim Ursula von der Leyen, Parlamento'da gerçekleştirilen oturumda hem Orta Doğu'daki insani kriz hem de kıtayı sarsan enerji politikaları nedeniyle yoğun baskı altında kaldı. Oturum süresince farklı siyasi yelpazelerden gelen temsilciler, Komisyon yönetiminin mevcut krizlere karşı takındığı tutumu yetersiz bulduklarını dile getirdi.
Siyasi gruplardan gelen eleştiriler
Sosyalistler ve Demokratlar Grubu Başkanı Iratxe Garcia Perez, Orta Doğu'daki durumu bir insani felaket olarak tanımlayarak, AB'nin uluslararası hukukun savunucusu olması gerektiğini vurguladı. Garcia Perez, İsrail ile olan ortaklık anlaşmasının askıya alınması ve yaptırım mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini savunarak, yönetimin sessiz kalmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi.
Sol Grup temsilcisi Martin Schirdewan ise enerji krizinin faturasının dar gelirli vatandaşlara kesildiğini belirtti. Enerji şirketlerinin bu süreçten yüksek kâr elde ettiğini savunan Schirdewan, Komisyon'un vatandaşları korumak yerine seyirci kaldığını ifade etti. Schirdewan ayrıca, AB'nin dış politikada daha cesur bir barış dili kullanması gerektiğinin altını çizdi.
Enerji bağımsızlığı ve stratejik zafiyet tartışması
Sağ kanat gruplar ise eleştirilerini daha çok ekonomik ve stratejik eksenlere oturttu. Avrupa'nın Vatanseverleri adına konuşan Antonio Tanger Correa, tartışmaların teorik kaldığını belirterek, artan enerji maliyetlerinin çiftçiler ve işletmeler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti.
Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformistler Grubundan Nicola Procaccini ise Avrupa'nın enerji üretimindeki yetersizliğini bir güvenlik sorunu olarak tanımladı. Bazı üye ülkelerin Rusya'dan gaz ithalatını artırmaya devam etmesini stratejik bir zafiyet olarak gören Procaccini, AB'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi ve dışa bağımlılığı azaltacak daha radikal bir stratejiye geçmesi gerektiğini savundu.
Oturum, AB yönetiminin hem dış politikadaki insani sorumlulukları hem de iç piyasadaki enerji güvenliği konularında daha net bir yol haritası çizmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.