Sivil kökenli isimlere general rütbesi karşılığı makamların verilmesi ve bir milletvekili eşinin mahkemede fakirlik belgesi kullanması, devlet mekanizmasındaki yozlaşma tartışmalarını beraberinde getirdi.
Devlet yönetimindeki geleneksel hiyerarşi ve sosyal yardım kriterleri, son dönemde yaşanan iki farklı gelişmeyle yeniden gündeme oturdu. Bir yanda savunma bürokrasisinde asker kökenli olmayan isimlerin "general" seviyesinde konumlandırılması, diğer yanda ise bir milletvekili yakınının mahkeme masraflarından kaçınmak için "fakirlik ilmühaberi"ne başvurması kamuoyunda eleştiri konusu oldu.
Sivil kadrolara askeri unvanlar
Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde yapılan son atamalardan biri dikkatleri üzerine çekti. 33 yaşındaki kaymakam Zikrullah Erdoğan, 9 Mayıs 2026 tarihli kararname ile Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koltuğuna oturdu. Kısa süreli bir memuriyet geçmişine sahip olan Erdoğan, bu görevle birlikte sivil bir bürokrat olmasına rağmen "Tümgeneral" rütbesiyle eşdeğer bir statüye erişmiş oldu. Benzer bir durum, daha önce Emniyet Genel Müdürü olarak atanan ve "ilk sivil orgeneral" sıfatını alan Ali Fidan için de yaşanmıştı.
Uzmanlar, bu uygulamayı Osmanlı'nın son dönemlerindeki "paşalık" unvanının yozlaşma sürecine benzetiyor. Sosyal medyada ve kamuoyunda, askeri rütbelerin sivil bürokratlara bir "statü göstergesi" olarak dağıtılmasının, kurumsal yapıda ciddi bir aşınmaya yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Milletvekili eşinden tartışmalı fakirlik belgesi
Diğer yandan, Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy’un eşi Serap Altınsoy’un tapu davasındaki tutumu, sosyal yardım belgelerinin nasıl manipüle edilebildiğini gözler önüne serdi. Plan Bütçe Komisyonu üyesi bir milletvekilinin eşinin, dava harçlarını ödememek adına muhtarlıktan fakirlik ilmühaberi alarak mahkemeye sunması, büyük tepki topladı.
Normal şartlarda asgari ücretin üçte biri kadar geliri olmayan, mülkü bulunmayan ve hiçbir sosyal güvencesi olmayan vatandaşlara verilmesi gereken bu belge, bir siyasetçi yakını tarafından kullanılarak hukuki bir avantaj sağlamak için araçsallaştırıldı. Ekonomik verilerin, açlık ve yoksulluk sınırının rekor seviyelere ulaştığını gösterdiği bir dönemde, milyonlarca emekli geçim sıkıntısı yaşarken, devletin sağladığı bu koruma kalkanının suistimal edilmesi, sistemin denetim mekanizmalarındaki boşlukları da bir kez daha ortaya koymuş oldu.