Çocuk istismarı davasında mahkemeye sunulan kan donduran kanıtlar: Mağdur çocuklar artık hayatta değil

Duruşma salonunda yaşanan tablo, adaletin tecelli etmesi için mücadele edenleri bir kez daha sarsarken, dosyadaki gizlilik kararının bir değişikliğe uğramadığı belirtildi.

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatları, gizlilik kararıyla süren istismar davasında iki küçük çocuğun yaşamını yitirdiğini mahkeme heyetine sert sözlerle hatırlattı.

Duruşma salonunda yaşanan tablo, adaletin tecelli etmesi için mücadele edenleri bir kez daha sarsarken, dosyadaki gizlilik kararının bir değişikliğe uğramadığı belirtildi. Ancak hukukçular, dosyanın seyrini değiştiren tek bir detayın olduğunu vurguladı: İstismar mağduru olan Fatma Nur ve Hifa artık hayatta değil. Dernek temsilcileri, mahkeme heyetine hitaben yaptığı konuşmada, çocukların öldüğünü belirterek sürece dair ağır ihmalleri gözler önüne serdi.

Duruşmada yaşatılan mağduriyet

Dava sürecinde küçük çocuklara yönelik sergilenen tutum, hukuk camiasında tepki çekmeye devam ediyor. Avukatlar, henüz 6 yaşında olan mağdur çocuğun, sanığın ve onlarca erkeğin bulunduğu bir ortamda defalarca istismarı anlatmaya zorlanmasının vahim bir hata olduğunu savundu. SEGBİS kayıtlarında da yer alan bu görüntüler, mahkemenin sanığı değil, küçük çocuğu sorguya çektiğini kanıtlar nitelikte. Hifa’nın duruşma salonunda çizdiği ve parmaklıklar ardında kendisiyle annesini ağlarken resmettiği tablo ise, çocuğun içine sürüklendiği psikolojik yıkımın en somut delili olarak dosyaya sunulmak istendi.

Delillerin karartılması riski

Süreçteki aksaklıkların sadece çocukların ifadesiyle sınırlı kalmadığı da vurgulandı. Her duruşmaya rahat bir tavırla gelen sanığın son oturuma katılmaması, tutuklama talebinin bir kez daha gündeme gelmesine yol açtı. Avukatlar, delillerin henüz toplanmadığını ve sanığın kaçma şüphesi taşıdığını belirterek, adalet sisteminin üzerindeki sessizliği bozmaya çağırdı. Ancak mahkemenin, tüm bu gerekçeler ve acı tabloya rağmen derneğin davaya katılma talebini reddetmesi, hukuk mücadelesini yürütenler için yeni bir hayal kırıklığı yarattı. Fatma Nur ve Hifa'nın hikayesi, sosyal devletin koruyamadığı çocukların yarım kalan adalet arayışının bir sembolü olmaya devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER