İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında kurulan askeri ittifak, bölgedeki tansiyonu tırmandırırken, üçlü yapının uluslararası hukuku hiçe sayan ortak hamleleri dikkat çekiyor.
Doğu Akdeniz’deki stratejik dengeleri sarsan yeni bir gelişme yaşandı. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), ilan ettikleri askeri iş birliği ile bölgedeki istikrarı tehdit eden adımlar atmaya devam ediyor. Ancak bu ittifakın sadece askeri bir boyutta kalmadığı, tarafların birbirlerinin uluslararası hukuka aykırı eylemlerine de tam destek verdiği gözlemleniyor.
Girit Adası üzerinden yeni provokasyon
İsrail’in insani yardım taşıyan gemilere yönelik saldırgan tutumu, bu ittifakın gölgesinde yeni bir boyuta taşındı. Daha önce ilk Sumud Filosu’na yönelik gerçekleştirilen müdahalenin bir benzeri, ikinci filo için de sahnelendi. İsrail güçleri, bu hukuksuz operasyonu gerçekleştirmek üzere Yunanistan’ın Girit Adası’nı lojistik bir üs olarak kullanmayı tercih etti.
Uluslararası sularda görev yapan İsrail askerlerinin, filo bölgeye ulaşmadan günler önce Girit’e intikal ettiği belirlendi. Bölgedeki kaynaklar, İsrail kuvvetlerinin Girit üzerinden yürüttüğü hazırlıkların, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bir savaş suçu niteliği taşıdığını vurguluyor.
Ortak strateji bölgeyi geriyor
Üçlü ittifakın bu tutumu, Doğu Akdeniz’de güvenliği tehdit eden bir "hukuksuzluk bloğu" oluşturduğu şeklinde yorumlanıyor. Özellikle insani yardım faaliyetlerini engellemek için Yunanistan topraklarının bir operasyon merkezi gibi kullanılması, bölgedeki diplomatik ve askeri gerilimi tırmandıran en kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası kamuoyu, söz konusu ülkelerin bu iş birliğinin bölge barışına vereceği zararları yakından takip ediyor.