Kongo’da salgının merkezinde görev yaparken virüse yakalanıp sağlığına kavuşan Etienne Ezo, iyileşme sürecinin ardından karşılaştığı toplumsal tepkiyi ve görev sırasındaki imkansızlıkları dile getirdi.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin Ituri bölgesinde uzun süredir etkisini sürdüren Ebola salgını, hem sağlık çalışanlarının can güvenliğini hem de bölgedeki tıbbi altyapının yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bunia kentindeki bir hastanede görev yapan 49 yaşındaki hemşire Etienne Ezo, virüse yakalanan meslektaşlarının yaşadığı zorlu süreci ve ölümle sonuçlanan vakaları bizzat deneyimledi.
Ezo’nun aktardığı bilgilere göre, hastalığın başlangıcında bölgede koruyucu ekipman eksikliği ciddi bir sorun teşkil ediyordu. Altın madeni kasabalarından gelen hastalarla ilgilenirken virüsü kaptığını belirten hemşire, yeterli ekipmanı olmayan bir ortamda çalışmanın yarattığı risklere dikkat çekti. Başlangıçta grip benzeri semptomlar ve şiddetli halsizlikle seyreden süreç, ilerleyen günlerde dehidrasyon ve yoğun ağrılarla ağır bir tabloya dönüştü.
Tıbbi ekipman yetersizliği ve teşhis süreci
Hastalığın seyri boyunca en büyük zorluklardan biri, virüsün türünün belirlenmesiydi. Standart testlerde çıkmayan Bundibugyo türü nedeniyle kan örneklerinin binlerce kilometre uzaktaki başkent Kinshasa’ya gönderilmesi gerektiği ifade edildi. Bu belirsizlik süreci, sağlık personelinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak tükenmesine yol açtı. Ezo, izolasyon koğuşunda geçirdiği sürede meslektaşlarının hayatını kaybettiğine şahit olduğunu, kendisinin ise muhtemelen daha önceki aşıları sayesinde hayata tutunabildiğini belirtti.
Toplumsal direnç ve güvenlik kaygıları
İyileşerek görevine geri dönen Ezo, şu günlerde bambaşka bir tehditle karşı karşıya kaldığını açıkladı. Yerel halkın bir kesiminin hastalığın gerçekliğine inanmadığı ve Ebola’yı bir "kurgu" olarak nitelendirdiği iddia ediliyor. Bu yanlış bilgi (dezenformasyon) nedeniyle sağlık çalışanlarının hedef haline geldiğini belirten Ezo, işe giderken sokakta sözlü ve fiziksel tehditler aldığını öne sürdü. Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri de dezenformasyonun salgının kontrol altına alınmasındaki en büyük engellerden biri olduğunu vurguluyor.
Ezo’nun deneyimi, bölgedeki sağlık krizinin yalnızca tıbbi bir mesele değil, aynı zamanda güven ve bilgiye erişim sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Hemşire, virüsün vücutta gizlenebilme riskine karşı uzun süreli takip programına dahil edilmeyi beklerken, her gün klorlu suyla önlem alarak hijyen rutinini sürdürüyor. Salgınla mücadeledeki finansal eksiklikler ve lojistik zorluklar ise bölgedeki durumu daha da kırılgan hale getirmeye devam ediyor.