Fiziğin en büyük gizemi çözülemiyor: Yerçekimi sabiti neden bir türlü sabitlenemiyor?

Evrenin işleyişine dair temel kabullerimizden biri olan yerçekimi sabiti, fizik dünyasında bir türlü dindirilemeyen bir krize dönüştü. Işık hızı gibi evrensel değerler kusursuz bir hassasiyetle ölçülebilirken, kütleler arasındaki çekim kuvvetini tanımlayan Big G, yüzyıllardır bilim insanlarının elinde adeta bir muamma olarak kalmaya devam ediyor.

On yıl boyunca laboratuvar ortamında süren titiz çalışmalar, evrenin temel taşlarından biri kabul edilen "Big G" değerinin aslında ne kadar değişken ve tartışmalı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Evrenin işleyişine dair temel kabullerimizden biri olan yerçekimi sabiti, fizik dünyasında bir türlü dindirilemeyen bir krize dönüştü. Işık hızı gibi evrensel değerler kusursuz bir hassasiyetle ölçülebilirken, kütleler arasındaki çekim kuvvetini tanımlayan Big G, yüzyıllardır bilim insanlarının elinde adeta bir muamma olarak kalmaya devam ediyor.

Laboratuvar ortamında şok etkisi yaratan sonuç

ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) bünyesindeki araştırmacılar, torsiyon dengesi mekanizmasını kullanarak on yıllık kapsamlı bir deney süreci başlattı. Çevresel faktörlerin ve dış gürültülerin sıfıra indirilmesi için büyük çaba sarf eden ekip, elde edilen verilerin daha önceki küresel ölçümlerle çeliştiğini fark edince şaşkınlığa uğradı. Analizler sonucunda ortaya çıkan değer, mevcut uluslararası referans verilerinin yüzde 0,0235 altında kalarak büyük bir uyumsuzluk gösterdi.

Önyargılardan arındırılmış kör deney süreci

Çalışmanın tarafsızlığını korumak adına bilim ekibi, verileri analiz ederken kör deney tekniğine başvurdu. Araştırmacılar, gerçek sonuçları süreç boyunca gizli tutarak önyargı payını yok etmeye çalıştı. Deneyin başında yer alan fizikçi Stephan Schlamminger, bu zorlu süreci bir belirsizlik labirentinde yolunu bulmaya çalışmakla kıyaslayarak, elde edilen verilerin fizik dünyasında yeni bir tartışma kapısı araladığını belirtti.

Hata payı mı, yoksa yeni bir fizik mi doğuyor?

Uzmanlar, bu tuhaf sapmanın ardında deneysel bir hata mı olduğu yoksa henüz keşfedilmemiş yeni bir fizik yasasının mı yattığı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, yerçekimi kuvvetinin doğası gereği zayıf ve ölçülmesinin aşırı zor olmasına dikkat çekerken, diğerleri bu sonucun teorik fizikte devrim yaratabilecek bir keşfin habercisi olabileceğini savunuyor. Tüm kafa karıştırıcı gelişmelere rağmen, bilim dünyası bu gizemi çözmek adına çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.

İLGİLİ HABERLER