Gezi Direnişi’nin 13. yılında özeleştiri: Toplumsal hafıza ve değişmeyen hakikatler

Gezi Parkı’nda bir kıvılcımla başlayıp tüm ülkeye yayılan protestolar, üzerinden geçen on üç yıla rağmen siyasetin ve toplumun gündemindeki sıcaklığını koruyor.

Nur Mehmet Güler, Türkiye’nin toplumsal belleğinde derin izler bırakan Gezi eylemlerinin yıl dönümünde, aradan geçen 13 yılın muhasebesini yaparak, direnişin bugünkü siyasal iklimdeki yerini değerlendirdi.

Gezi Parkı’nda bir kıvılcımla başlayıp tüm ülkeye yayılan protestolar, üzerinden geçen on üç yıla rağmen siyasetin ve toplumun gündemindeki sıcaklığını koruyor. O dönemi yalnızca birkaç ağacın korunmasıyla sınırlayan veya dış mihrakların bir kurgusu olarak göstermeye çalışan dar bakış açısı, aslında halkın yıllar içinde biriken yoğun tepkisini görmezden gelmenin bir yansıması olarak öne çıkıyor. O gün sokağa çıkan milyonlar, aslında yaşamlarına, tercihlerine ve iradelerine yapılan müdahalelere karşı en doğal ve meşru tepkilerini gösterdiler.

Siyasi kutuplaşmanın ötesinde bir hakikat

Gezi, Türkiye’nin farklı kimliklerini, ideolojilerini ve inanç gruplarını aynı meydanda buluşturmasıyla eşsiz bir deneyim yaşattı. Kürtlerden Türklere, çevrecilerden emekçilere kadar geniş bir kesim, ortak bir demokratik talep etrafında birleşti. Ancak Güler’in de işaret ettiği üzere, bu büyük toplumsal enerji maalesef kalıcı ve örgütlü bir siyasal güce dönüştürülemedi. Direnişin ardından yaşanan otoriterleşme ve derinleşen kutuplaşma, Gezi’nin başarısızlığı değil, iktidar aklının bu demokratik itirazı sindirme çabasıyla açıklanabilir.

Korku duvarları ve demokrasi umudu

Gezi Direnişi, iktidarı doğrudan değiştirmemiş olsa da toplumun zihninde çok daha derin bir dönüşümü tetikledi: Korkunun mutlak olmadığını göstermek. Güler’e göre bugün Türkiye’nin en büyük handikaplarından biri, toplumsal kesimler arasındaki güvensizlik duvarları olmaya devam ediyor. İktidarın meşruiyetini korumak için sıkça kullandığı "ötekileştirme" politikalarına rağmen, o dönemde açığa çıkan demokratik potansiyel hala canlılığını koruyor.

Daha iyi bir ülke hayali bitmedi

Yazar, aradan geçen yıllara rağmen "Biz daha iyi bir ülke yaratabiliriz" iddiasının geçerliliğini yitirmediğini vurguluyor. Gezi, bir sonuçtan ziyade, bir toplumun geleceğine dair kurduğu ortak bir hayal olarak değerini koruyor. Bugünün siyasal tablosunda özgürlük ve adalete duyulan özlem devam ediyorsa, bu durum Gezi’nin mirasının ve o gün yeşertilen inancın hâlâ yaşadığının en büyük kanıtı olarak görülüyor. Çözüm süreçlerinin kesintiye uğradığı ve toplumsal uzlaşmanın zorlaştığı bu günlerde, Gezi’den çıkarılacak en önemli ders, toplumun kendi geleceğini inşa etme iradesinin hiçbir baskıyla sonsuza dek susturulamayacağı gerçeğidir.

İLGİLİ HABERLER