Gizemli uğultunun kaynağı biyolojik süreçlerde saklı

Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 2 ile 4'ünün muzdarip olduğu düşük frekanslı uğultu, uzun yıllardır farklı komplo teorileriyle gündeme gelmekteydi. Kimi zaman fabrikalardan, kimi zaman ise sanayi tesislerinden geldiği ileri sürülen bu sesin, Norveçli araştırmacılar tarafından yapılan analizler sonucunda dışsal bir kaynaktan ziyade biyolojik temelli olabileceği üzerinde duruluyor.

Norveçli uzmanların gerçekleştirdiği kapsamlı çalışma, küresel çapta pek çok kişinin maruz kaldığı esrarengiz uğultu fenomenine ilişkin yeni bulguları ortaya koydu.

Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 2 ile 4'ünün muzdarip olduğu düşük frekanslı uğultu, uzun yıllardır farklı komplo teorileriyle gündeme gelmekteydi. Kimi zaman fabrikalardan, kimi zaman ise sanayi tesislerinden geldiği ileri sürülen bu sesin, Norveçli araştırmacılar tarafından yapılan analizler sonucunda dışsal bir kaynaktan ziyade biyolojik temelli olabileceği üzerinde duruluyor.

İçsel mekanizmaların sesi

Araştırma dosyasına yansıyan verilere göre, dışarıdan geldiği düşünülen yaklaşık 50 Hertz frekansındaki bu ses, aslında bireyin kendi vücudunun ürettiği düşük frekanslı bir kulak çınlaması biçimi olabilir. Uzmanlar, modern kent yaşamının beraberinde getirdiği sürekli arka plan gürültüsünün, kulak içindeki hassas mekanizmaların işleyişini zamanla değiştirebileceğini öne sürüyor.

Sessiz ortamlarda belirginleşen bu durum, ilgili bireylerin kendi biyolojik sistemlerinin ürettiği sesleri normalin çok üzerinde bir tonda algılamasına yol açıyor. Katılımcıların önemli bir kısmının bu sesi başkalarına duyuramadığını belirtmesi de, sorunun çevresel bir etkenden ziyade kişisel işitsel algı süreçleriyle ilintili olduğunu destekliyor.

Komplo teorilerinden tıbbi gerçekliğe

Geçmişte uzaylı faaliyetlerinden gizli askeri projelere kadar pek çok farklı iddiaya konu olan bu sesin, aslında kulak içi algı sistemindeki aşırı duyarlılıktan kaynaklandığı belirtiliyor. Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların, uğultuyu duyan kişilerin sessiz alanlarda daha yüksek hassasiyet gösterdiğini doğruladığını ifade ediyor.

Bu bulgular, yıllardır "duyulmayan" ama hissedilen bir gerçeği yaşayan insanlar için durumu tıbbi bir çerçeveye oturtuyor. Bilim dünyası, bu fenomenin arka planındaki biyolojik mekanizmaları anlamanın, mağduriyet yaşayan bireylerin yaşadığı psikolojik baskıyı azaltabileceğine dikkat çekiyor.

İLGİLİ HABERLER