İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci saldırılarını hedef alarak, yaşananları ahlaki ve etik değerlerin hiçe sayıldığı bir vahşet süreci olarak nitelendirdi.
İsrail’in üst düzey yönetiminde dikkat çeken bir çıkışa imza atan Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, işgal altındaki Batı Şeria’da faaliyet gösteren bazı yerleşimci grupların bölge halkına yönelik sistematikleşen saldırılarına sert tepki gösterdi. Kudüs’te düzenlenen bir etkinlikte konuşan Herzog, ülkede sinsice ilerleyen bir vahşet dalgasının toplumun bir kesimi tarafından sahiplenilmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi.
Söz konusu eylemleri gerçekleştirenleri anarşist bir güruh olarak tanımlayan Herzog, güvenlik güçlerinin bu suçlularla mücadele etmek için mesailerinin büyük bir bölümünü harcamak zorunda kaldığına dikkat çekti.
Sessiz kalınması mümkün değil
Herzog’un açıklamaları, özellikle Hristiyan azınlığa yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve gözaltı süreçlerindeki hak ihlalleri üzerinde yoğunlaştı. Cumhurbaşkanı, dini kimlik fark etmeksizin her bireyin dokunulmaz olduğunu vurgulayarak, hukuk dışı yöntemlere başvuran gruplara karşı devletin tavizsiz olması gerektiğini belirtti. Bu duruma müsamaha gösterilmesinin imkansız olduğunu savunan Herzog, ahlaki çöküşe karşı uyarılarını yineledi.
Siyasi cephede gerilimi tırmandıran tartışma
İsrail medyasında geniş yankı bulan bu çıkış, gözleri bir kez daha Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e çevirdi. Uzmanlar, Herzog’un hedefindeki isimlerin, aktivistlere yönelik sert tutumuyla bilinen Bakan Ben-Gvir ve ona yakın çevreler olduğunu işaret etti.
İsrail Cumhurbaşkanı’nın bu çıkışına karşı sessiz kalmayan Ben-Gvir ise sosyal medya üzerinden bir yanıt vererek Herzog’un kullandığı ifadeleri sert bir dille eleştirdi. Ben-Gvir, Cumhurbaşkanını kendi halkını vahşilikle suçlamakla itham ederek, söz konusu ifadelerin Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığıyla bağdaşmadığını ileri sürdü. Bu karşılıklı atışmalar, İsrail hükümetindeki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.