İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında savunma yapan Taner Çetin, bir savcının kendisine yönelik etik dışı söylemlerde bulunduğunu ve soruşturma konusuyla ilgisi olmayan kişisel sorgulamalar yaptığını öne sürdü.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, devam eden bir dava süreci kapsamında yaptığı savunmada, ifade verme aşamasında kendisine yönelik psikolojik baskı uygulandığını iddia etti. Çetin, duruşma salonuna yansıyan ifadelerinde, bir savcının makamında gerçekleştirdiği sorgulama sırasında yargılama konusuyla doğrudan ilişkisi olmayan konulara girdiğini ve nezaket dışı bir tutum sergilediğini savundu.
Savunmasında, kendisini sorgulayan savcının elinde tesbihle hareket ettiğini belirten Çetin, bu kişinin yaşça kendisinden küçük olduğunu vurgulayarak, süreç boyunca maruz kaldığı üslubun yargı etiğiyle bağdaşmadığını ileri sürdü.
Sorgulama yerine kişisel sorgulama iddiası
Taner Çetin’in iddialarına göre, sorgulama süreci iddianamede yer alan teknik detaylar veya ihale süreçlerinden ziyade, özel hayatına ve çalışma arkadaşlarına yönelik ithamlar üzerinden ilerledi. Çetin, kendisine yöneltilen soruların basında çıkan haberlerle örtüştüğünü ve ifade alma sürecinde sistematik bir baskı kurulmaya çalışıldığını ifade etti.
İddiaya göre, sorgulama sırasında İBB yönetimine yönelik siyasi içerikli yorumlarda bulunan savcı, "itirafçı olması" yönünde telkinlerde bulundu. Çetin, söz konusu makamda kendisine eğitim durumu ve çalışma arkadaşları hakkında son derece yakışıksız ifadeler kullanıldığını iddia etti.
İmamoğlu’ndan HSK’ya çağrı
Yaşananların duruşma tutanaklarına yansıması üzerine söz alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaşanan gelişmeyi sert bir dille eleştirdi. İmamoğlu, yargı mensubunun sergilediği iddia edilen davranışların hukuk sistemi açısından kaygı verici olduğunu belirterek, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu (HSK) göreve davet etti.
Hukuki süreçle ilgili iddiaların mahkeme kayıtlarına geçmesiyle birlikte, savunma makamı tarafından dile getirilen bu beyanların yargılamanın sonraki aşamalarında nasıl bir karşılık bulacağı merak konusu oldu. Olayın tarafları arasındaki bu gerginlik, davanın sadece teknik boyutuyla değil, etik ve usul tartışmalarıyla da gündemdeki yerini koruyacağını gösteriyor.