İBB Davasında Savunmalar Sürüyor Sanıklar Tahliye Talebinde Bulundu

yöneticisi Barış Kılıç ve Güldem Şık, isnat edilen usulsüzlük iddialarını kesin bir dille reddederek serbest bırakılmalarını istedi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti huzurunda Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülen dava sürecinde, tutuklu sanıklar Barış Kılıç ve Güldem Şık, yöneltilen suçlamaların teknik ve hukuki temelden yoksun olduğunu öne sürdü.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi merkezli yürütülen ve 414 sanığın yargılandığı davanın 54’üncü duruşmasında, haklarındaki suçlamalara yanıt veren Kültür A.Ş. yöneticisi Barış Kılıç ve Güldem Şık, isnat edilen usulsüzlük iddialarını kesin bir dille reddederek serbest bırakılmalarını istedi.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti huzurunda Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde görülen dava sürecinde, tutuklu sanıklar Barış Kılıç ve Güldem Şık, yöneltilen suçlamaların teknik ve hukuki temelden yoksun olduğunu öne sürdü. İhalelerde firmaları belirleme veya teknik şartnamelere müdahale etme yetkisinin bulunmadığını savunan Kılıç, bilirkişi raporundaki tespitlerin gerçek dışı olduğunu ifade etti.

İhale ve Denetim Mekanizmalarına Dair Savunmalar

Kültür A.Ş. bünyesindeki görev sürecinde tüm işlerin denetim mekanizmalarından geçtiğini belirten Barış Kılıç, Sayıştay denetimlerinde dahi herhangi bir bulguya rastlanmadığını vurguladı. Bilirkişi raporunun, farklı nitelikteki iş kalemlerini aynı kefeye koyarak hatalı bir kamu zararı hesabı çıkardığını öne süren Kılıç, kurumun ihalelerden kar elde ettiğini ve bu gelirin İBB’ye aktarıldığını belirtti. Kaçma şüphesi iddialarını da yanıtlayan sanık, gözaltı süreçlerinde hukuki prosedürlere uyduğunu ve kaçma gibi bir niyetinin olmadığını dile getirdi. 14 aylık tutukluluk sürecinde dört farklı cezaevi değiştirdiğini hatırlatan Kılıç, yaşadığı mağduriyeti ifade ederek tahliye talebini yineledi.

Finans Sektöründen İdari Süreçlere Uzanan İddialar

Duruşmada söz alan bir diğer tutuklu isim Güldem Şık ise, herhangi bir belediye görevi veya resmi yetkisi bulunmadığına dikkat çekti. Bankacılık ve finans alanındaki profesyonel geçmişine vurgu yapan Şık, etkinlik sektöründe danışmanlık yaptığı süreçte sadece sektördeki tanışıklıkları nedeniyle suçlandığını ifade etti. İddianamedeki sahte fatura organizasyonu iddialarının delilsiz olduğunu savunan Şık, etkin pişmanlık yasasından yararlanan kişilerin beyanlarının tutarsız olduğunu ve şahsına yönelik yapılan ithamların gerçeği yansıtmadığını savundu.

İki sanığın da ortak vurgusu, isnat edilen suçlamaların somut delillerden ziyade varsayımlara ve tanık beyanlarındaki çelişkilere dayandığı yönünde oldu. Mahkeme heyetinin sürece ilişkin incelemeleri ve diğer sanıkların savunmalarıyla davanın ilerleyen günlerde devam etmesi bekleniyor.

İLGİLİ HABERLER