İran merkezli gerilimin 108 günlük bilançosu ve stratejik etkileri

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran rejimini değiştirme ve nükleer kapasiteyi ortadan kaldırma vaadiyle başlattığı askeri müdahale, üç ayı aşkın sürenin ardından belirsizliklerle dolu bir sona ulaştı.

ABD’nin bölgedeki hedeflerine ulaşamadığı 108 günlük çatışma süreci, küresel dengeleri yeniden şekillendirirken geride daha istikrarsız bir dünya tablosu bıraktı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran rejimini değiştirme ve nükleer kapasiteyi ortadan kaldırma vaadiyle başlattığı askeri müdahale, üç ayı aşkın sürenin ardından belirsizliklerle dolu bir sona ulaştı. Uluslararası gözlemciler, savaşın başlangıcındaki hedeflerin hiçbirine ulaşılamadığını, aksine bölgedeki jeopolitik kırılganlığın arttığını belirtiyor. Ekonomik açıdan bakıldığında, yükselen enerji maliyetleri ve tetiklenen enflasyon süreci, çatışmanın dünya ekonomisine en belirgin yansıması olarak öne çıkıyor.

Siyasi analistlere göre, İran yönetimi askeri sahada varlığını koruyarak psikolojik bir üstünlük sağladı. Rejimin, doğrudan çatışma yerine vekil güçler ve yeni nesil savunma teknolojileriyle yanıt vermesi, ABD’nin Hürmüz Boğazı odaklı stratejisinin sınırlı kalmasına neden oldu. Şimdi ise gözler, Trump yönetiminin yaklaşan seçimler öncesinde zararı telafi etmek için 2018 öncesi dönemdeki nükleer anlaşma modeline geri dönme ihtimaline çevrilmiş durumda.

Stratejik hedeflerde hayal kırıklığı

Washington’ın askeri hamleleri, Tahran üzerinde beklenen baskıyı kurmakta yetersiz kaldı. Özellikle İsrail Başbakanı Netanyahu ile yürütülen koordinasyonun, ABD iç siyasetinde bir risk unsuru haline geldiği değerlendiriliyor. Uzmanlar, operasyonel hedeflerin tutmaması nedeniyle Trump’ın dış politikada "içe dönüş" sinyalleri verdiğini, ancak bölgede oluşan güvenlik boşluğunun Lübnan ve Filistin gibi alanlarda gerilimi tırmandırabileceğini öngörüyor.

Yeniden şekillenen küresel ittifaklar

Savaşın sona ermesiyle birlikte Ankara’daki NATO zirvesi, yeni dönemin ilk kritik sınavı olacak. İttifak içindeki uyumun sorgulandığı bu dönemde, Trump’ın izleyeceği sürpriz hamlelerin Avrupa-ABD ilişkilerini daha karmaşık bir boyuta taşıması bekleniyor. Tahran tarafında ise savaş, halk üzerindeki ekonomik baskıyı derinleştirirken, yönetimin uluslararası sisteme yeniden entegre olma ihtimali yeni bir tartışma konusu olarak masada duruyor.

Uzun vadeli maliyetler tartışılıyor

Çatışmanın nihai tablosu, ABD için başarısız bir strateji ve Orta Doğu için daha karmaşık bir güvenlik denklemi olarak okunuyor. Diplomatik çevreler, "kazananın olmadığı" bu sürecin faturasını öncelikle bölge halklarının ödediği konusunda birleşiyor. Siyasi istikrarsızlık ve ekonomik daralma, önümüzdeki dönemde bölge ülkelerinin ana gündem maddesi olmaya devam edecek gibi görünüyor.

İLGİLİ HABERLER