Küresel piyasalar Hürmüz Boğazı'nda sağlanan geçici mutabakatla nefes alırken gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik beklentiler pozitif yöne evrildi.
Hürmüz Boğazı üzerinden yürütülen diplomatik temaslar ve enerji sevkiyatına dair gelen olumlu sinyaller, yatırımcıların risk iştahını yeniden tetikledi. Uzun süredir enerji fiyatlarındaki tırmanış ve enflasyon baskısıyla zorlanan gelişmekte olan piyasalar, varılan geçici anlaşmanın ardından toparlanma eğilimi gösteriyor. Analistler, bu gelişmenin özellikle enerji ithalatçısı ekonomiler üzerindeki yükü hafifletebileceğini öngörüyor.
Yatırım kuruluşlarından gelen raporlarda, piyasalardaki iyimser havanın etkisiyle gelişmekte olan ülke para birimleri için ağırlık artırma tavsiyeleri dikkat çekiyor. JPMorgan stratejistleri, yılın ikinci yarısı için öngörülen makroekonomik senaryoda ham petrol fiyatlarındaki düşüşün ve verimlilik odaklı teknolojik kazanımların kritik rol oynayacağını vurguluyor.
Teknoloji eksenli ekonomiler öne çıkıyor
Asya piyasaları üzerinde yapılan değerlendirmelerde, özellikle teknoloji üretimiyle öne çıkan ekonomilerin bu iyileşme sürecinden daha fazla faydalanabileceği belirtiliyor. Wells Fargo analistlerine göre Tayvan doları ve Güney Kore wonu gibi birimler, piyasa algısındaki düzelmeye paralel olarak değer kazanma potansiyeli taşıyor.
Buna karşın uzmanlar, küresel çapta uygulanan sıkı para politikalarının yarattığı zorlukların göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Ekonomistler, yalnızca diplomatik bir mutabakatın, savaşın yarattığı yapısal ekonomik hasarı anında telafi edemeyeceğini ve Fed’in faiz politikalarının baskısının süreceğini hatırlatıyor.
İhtiyatlı iyimserlik hakim
Piyasa gözlemcileri, mevcut tablonun en zorlu dönemin geride kalmış olabileceğine işaret ettiğini ifade ediyor. Ancak Skandinaviska Enskilda Banken yetkilileri, birçok gelişmekte olan ülke para biriminin savaş öncesindeki zirve seviyelerine dönmesinin kısa vadede zor olduğunu ve toparlanma sürecinin temkinli ilerlemesi gerektiğini öngörüyor.