İslamabad Mutabakatı ile Küresel Dengeler Yeniden Şekilleniyor

Bu anlaşma, sadece bir ateşkes metni değil, küresel güç dengelerinin ekonomik karşılıklı bağımlılıklar üzerinden yeniden kurgulandığı yeni bir jeopolitik dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

İran ve ABD arasında uzun süredir devam eden çatışmaları sona erdiren 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, Versay ve Tahran’da eş zamanlı atılan imzalarla yürürlüğe girdi. Bu anlaşma, sadece bir ateşkes metni değil, küresel güç dengelerinin ekonomik karşılıklı bağımlılıklar üzerinden yeniden kurgulandığı yeni bir jeopolitik dönemin başlangıcı olarak nitelendiriliyor.

Ekonomik Direnç Yeni Bir Savaş Stratejisi

Geleneksel askeri üstünlük teorilerinin sorgulandığı bu süreçte, İran’ın Washington yönetimini müzakere masasına çekme yöntemi dikkat çekiyor. Askeri bir zaferden ziyade, Hürmüz Boğazı'nı kontrol ederek enerji akışını ve küresel tedarik zincirlerini kesintiye uğratma kapasitesi, çatışmanın maliyetini karşı taraf için kabul edilemez düzeye çıkardı. Uzmanlar, devletlerin gücünü artık kinetik kuvvetten ziyade, kritik ekonomik ağları yönetme ve kriz çıkarma kapasitesinin belirlediğini öne sürüyor.

Çin’in Yükselen Bölgesel Etkisi

Savaşın tarafları arasında yer almayan Çin, bu yeni süreçten stratejik kazançla çıkan aktör olarak öne çıkıyor. Pekin’in bölgedeki Kuşak ve Yol yatırımları ve enerji arzındaki esnekliği, Hürmüz merkezli petrol krizinin etkilerini hafifletmede belirleyici bir rol oynadı. Analistler, bu durumun Batı merkezli hegemonik düzenin yerini, daha parçalı ve ekonomik bağımlılıklara dayalı hiyerarşik bir sisteme bıraktığını belirtiyor.

Diplomaside Çok Taraflı Dönem

Mutabakatın imzalanma sürecinde Pakistan'ın ana arabuluculuğu; Türkiye, Katar, Mısır ve Suudi Arabistan’ın kolaylaştırıcı rolleri, Orta Doğu’da Washington'ın tek taraflı iradesinin zayıfladığına dair yorumları güçlendiriyor. İsrail’in bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşamaması ve Trump yönetiminin İsrail’in itirazlarına rağmen mutabakatı onaylaması, ABD iç siyasetinde de yeni tartışmaları tetiklemiş görünüyor.

Nükleer program konusunun 60 günlük bir müzakere sürecine ertelendiği mutabakatın kalıcılığı ise belirsizliğini koruyor. Şimdilik durulan çatışma ortamı, hem küresel piyasalarda bir rahatlama sağladı hem de hegemonik güçlerin uzun soluklu savaşlara olan isteksizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yeni jeopolitik düzenin, askeri güçten ziyade karşılıklı ekonomik kırılganlıklar üzerinden şekillenmeye devam edeceği öngörülüyor.

İLGİLİ HABERLER