Gazze'deki saldırıları nedeniyle küresel çapta yalnızlaşan Tel Aviv yönetimi, Knesset çatısı altında düzenlenen inanç temalı bir etkinlikte, yabancı katılımcıların İsrail adına pişmanlık bildirdiği tartışmalı anlara ev sahipliği yaptı.
Kudüs'te gerçekleştirilen 10. Geleneksel Kudüs Dua Kahvaltısı (JPB), bu yıl alışılagelmişin dışında görüntülere sahne oldu. Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu çok sayıda İsrailli yetkilinin katıldığı oturumda, 38 farklı ülkeden gelen Hristiyan temsilciler dikkat çeken bir performans sergiledi. Konuklar, kendi hükümetlerinin veya halklarının geçmişte İsrail'e yeterince destek vermediği iddiasıyla kürsüye çıkarak dua etti ve af diledi.
Kürsüde Gözyaşları ve Pişmanlık Söylemleri
Etkinliğin en çok konuşulan anlarından biri, Güney Koreli bir katılımcının kürsüde gözyaşlarını tutamadığı bölüm oldu. Kendi ülkesinin İsrail'e yönelik tutumundan dolayı özür dileyen katılımcı, Kore hükümetinin artık İsrail'in yanında yer alması gerektiğini savundu. Benzer bir atmosfer, Alman ve Çinli delegelerin konuşmalarında da hakimdi. İsrail'e karşı geliştirilen nefret söylemleri ve eleştiriler nedeniyle "ilahi bir affedilme" arayışına giren delegeler, ülkelerinin İsrail'e olan yaklaşımını değiştirmesi için dua ettiklerini belirttiler.
İngiltere temsilcileri ise antisemitizm eleştirilerini merkeze alarak, Yahudi halkını yeterince savunmadıkları gerekçesiyle pişmanlıklarını dile getirdi. Konuşmacılar, İsrail'le yeniden dostluk köprüleri kurma çağrısı yaparak süreci duygusal bir boyuta taşıdı.
Uluslararası İzolasyonun Gölgesinde 'İmaj' Arayışı
Söz konusu etkinlik, İsrail'in 7 Ekim sonrasında girdiği derin diplomatik yalnızlık süreciyle aynı döneme denk geldi. Birleşmiş Milletler raporlarının İsrail'in eylemlerini soykırım kapsamında değerlendirmesi ve birçok ülkenin ticari/diplomatik ilişkilerini kısıtlaması, Tel Aviv'in uluslararası imajında büyük bir gedik açtı.
Kamuoyu araştırmaları da bu tabloyu net bir şekilde ortaya koyuyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde Netanyahu'ya yönelik güven kaybı yüzde 71'lere ulaşırken, İngiltere'de toplumun büyük bir çoğunluğu İsrail'in küresel sorumluluklarına inanmadığını ifade ediyor. İtalya'daki stadyumlardan Eurovision sahnesine, pasaport yasaklarından ticari ambargolara kadar uzanan bu geniş çaplı tepkiler, İsrail hükümetinin meclis kürsüsünden düzenlenen bu 'inanç odaklı' kampanyalarla tersine çevrilmeye çalışıldığı yorumlarını beraberinde getiriyor.