Yargı, yüzde 2 sendika barajı nedeniyle eksik ödenen toplu sözleşme ikramiyelerinin yasal faiziyle iadesine karar vererek sendikal haklar konusunda yeni bir dönemin kapısını araladı.
Türkiye genelindeki kamu çalışanlarını yakından ilgilendiren hukuki bir süreçte, mahkeme sendikal ayrımcılığa yönelik kritik bir karara imza attı. Birlik ve Dayanışma Sendikası tarafından yürütülen hukuk mücadelesi neticesinde, 2023 ve 2024 yıllarında sendika barajı uygulaması sebebiyle toplu sözleşme ikramiyelerinden mahrum bırakılan veya eksik ödeme alan kamu görevlilerine, aradaki farkın yasal faiziyle ödenmesine hükmedildi.
Hukuki süreçte Anayasa Mahkemesi'nin yüzde 2 sendika barajını anayasaya aykırı bularak iptal etmesi temel dayanak olarak alındı. İdari yargı, idarenin bu kararlara uyma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayarak, geçmiş dönemdeki eksik ödemelerin hukuki bir gerekçesinin kalmadığını tespit etti.
Sendikal tercihler ve ekonomik baskı unsuru
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Ahmet Mehlepçi, ülke genelinde açılan 80 farklı davanın bu sonucunu değerlendirirken, uygulamanın sendikal tercihler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını savundu. Mehlepçi, geçmişte uygulanan baraj sisteminin, belirli sendikalara üye olanları ekonomik olarak avantajlı kılarken, diğer sendikalara mensup çalışanları dezavantajlı duruma düşürdüğünü belirtti.
Mahkeme kararının yalnızca maddi bir tazminat süreci olmadığını ifade eden sendika yetkilileri, bu gelişmenin sendikal özgürlüklerin korunması ve ayrımcılığın önlenmesi adına kritik bir kazanım olduğu görüşünü dile getirdi.
Emsal karar sendikal alanda yeni bir dönemi başlatabilir
Uzmanlar, verilen bu kararın benzer mağduriyet yaşayan binlerce kamu çalışanı için bir yol haritası niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. İdarenin, yargı kararlarını uygulama zorunluluğu gereği, bu ödemeleri hak sahiplerine ulaştırması bekleniyor. Söz konusu hukuk zaferi, sendikal hakların ekonomik bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasının önünde yargısal bir set çekilmesi açısından önemli görülüyor.
Kamu sendikacılığı dünyasında "gerçek sendikacılık" tartışmalarını da tetikleyen bu karar, idari işleyişin ve sendikal hakların Anayasal sınırlar içerisinde korunması gerektiği mesajını güçlü bir şekilde veriyor.