Küba'yı hedef alan kuşatma: Emperyalizm neden sosyalizmle savaşıyor?

Emperyalizmin güncel saldırı stratejilerini ve dünya genelindeki gerilimleri analiz eden Jose Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, son dönemde artan müdahalelerin sadece bir yönetim meselesi olmadığını vurguladı.

Jose Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, ABD’nin Latin Amerika ve Afrika’daki saldırgan tutumunun arkasındaki gerçeği ve Küba’nın bu kuşatmaya karşı verdiği tarihi direnişi değerlendirdi.

Emperyalizmin güncel saldırı stratejilerini ve dünya genelindeki gerilimleri analiz eden Jose Marti Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, son dönemde artan müdahalelerin sadece bir yönetim meselesi olmadığını vurguladı. Özkan'a göre, Trump yönetiminin veya önceki hükümetlerin politikaları, sistemin derinleşen krizlerini aşmak için başvurduğu zoraki bir yayılmacılığın parçası.

Küresel ölçekte piyasa ekonomisinin krizleri derinleşirken, emperyalist merkezlerin güç kaybettikçe saldırganlaştığı yeni bir evreye girildiğine dikkat çeken Özkan, Küba’nın tüm engellemelere rağmen sağladığı eğitim, sağlık ve bilim alanındaki başarıların, sömürü odaklı bu sistem için en büyük tehditlerden biri olduğunu ifade etti.

Ablukanın ağır maliyeti

ABD’nin 1959 devriminden bu yana sürdürdüğü abluka, altmış yılı aşkın süredir Küba ekonomisini trilyonlarca dolar zarara uğrattı. Pandemi döneminde "teröre destek veren ülkeler" listesine dahil edilerek finansal sistemlerden dışlanan ada ülkesi, temel ihtiyaçların tedarikinde ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle enerji sektöründe yaşanan kriz, dış ticaretin kesilmesi ve petrol tedarikine yönelik Trump yönetimi kaynaklı gümrük vergisi tehditleri gibi adımların bir sonucu olarak öne çıkıyor.

Halkın direniş iradesi

Askeri müdahale ihtimallerinin 60'lı yıllardan beri gündemde olduğunu hatırlatan Nahide Özkan, Küba halkının bu baskılara karşı vatanseverlik ve dayanışma temelinde birleştiğini belirtiyor. Sokaklara yansıyan tepkilerin, devrimi yıkmaya yönelik dış kaynaklı bir açlık ve sefalet stratejisine karşı gelişen bir irade olduğunu savunan Özkan, Küba’nın bu zor koşullarda dahi toplumsal bir dağılma yaşamadığını, aksine emperyalizmin saldırganlığının ülkenin kendi içindeki birlik duygusunu pekiştirdiğini dile getirdi.

Dayanışma neden şart?

Saldırganlığın sadece Küba’ya yönelik değil, tüm insanlığın geleceğini tehdit eden piyasa canavarlığının bir ürünü olduğunu belirten Özkan, çözümün bu kuşatmalara karşı ses yükseltmekten geçtiğini söylüyor. Dünya halklarının, Küba'nın bağımsızlık ve sosyal adalet arayışına karşı özel bir sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Dernek Başkanı, bu direnişi kırmayı hedefleyen her türlü iktisadi ve askeri saldırıya karşı siyasi ve maddi dayanışmanın aciliyetine işaret ediyor.

İLGİLİ HABERLER