Merkez Bankası'ndan şok revizyon: Enflasyon tahminindeki büyük sapma vatandaşı vurdu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yıl sonu ve ara dönem enflasyon hedeflerinde yukarı yönlü radikal bir güncellemeye gitti. 2026 yılı için daha önce yüzde 18 olarak açıklanan enflasyon tahmini yüzde 26 seviyesine çekilirken, ara hedef de yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltildi.

Ekonomi yönetimi, gerçekleşmeyen hedefler üzerinden yapılan düşük zamların faturasını vatandaşa keserken, Merkez Bankası’nın son enflasyon kararı "kontrolün kaybedildiği" gerçeğini gözler önüne serdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yıl sonu ve ara dönem enflasyon hedeflerinde yukarı yönlü radikal bir güncellemeye gitti. 2026 yılı için daha önce yüzde 18 olarak açıklanan enflasyon tahmini yüzde 26 seviyesine çekilirken, ara hedef de yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltildi. Ayrıca kurumun, yıllardır uyguladığı "tahmin aralığı" yöntemini terk etmesi, ekonomideki belirsizliğin resmi bir itirafı olarak yorumlanıyor.

Sırça köşklerden gerçek dünyaya dönüş çağrısı

Uzun süredir kamuoyuna "dezenflasyon süreci başladı" mesajları verilirken, bu söylemlerin sahada hiçbir karşılık bulmaması dar gelirliyi çıkmaza soktu. Vatandaş, bir yandan market fiyatlarıyla boğuşurken diğer yandan "hedef enflasyon" bahanesiyle maaşlarına yapılan yetersiz zamların altında eziliyor. Ekonomi yönetiminin kürsülerden yaptığı iyimser açıklamaların aksine, mutfaktaki yangın her geçen gün büyümeye devam ediyor.

Sosyal çöküşün eşiğindeyiz

Bugün Türkiye'de sadece bir ekonomi krizi değil, aynı zamanda derin bir toplumsal huzursuzluk yaşanıyor. Ev kirasını ödeyemeyen kiracılar, tane hesabı yaparak alışveriş yapan aileler ve temel gıda maddelerine ulaşmakta zorlanan emekliler, artık hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gençlerin gelecekten umudunu kestiği, eğitim ve sağlık gibi en temel hakların bile lüks haline geldiği bu süreçte, "hedef değiştirmek" tek başına bir çözüm sunmuyor.

Acil maaş düzenlemesi şart

Ekonomi yönetimi, uzun süredir sürdürdüğü "söyledim ve kaçtım" politikasını terk etmek zorunda. Artan hayat pahalılığı karşısında vatandaşın alım gücünün korunması için sadece rakamların değil, yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor. Asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısına, emekli maaşlarının ise asgari ücretle orantılı bir düzeye çekilmesi, ülkede bozulan toplumsal dengenin yeniden tesisi için kritik bir adım olacaktır. Ekonomi artık sadece teknik bir mesele olmaktan çıkmış; ailenin, gençlerin ve ülkenin beka sorunu haline gelmiştir.

İLGİLİ HABERLER