Jandarma ekiplerinin DNA teknolojisi ve soy bağı analiziyle yürüttüğü titiz soruşturma, inşaatta işlenen bir cinayeti failiyle birlikte ortaya çıkardı. Maktulün bedeni bulunamamasına rağmen elde edilen kesin deliller, sanığın 29 yılı aşkın hapis cezasına çarptırılmasını sağladı.
Mersin'in Erdemli ilçesinde yaşanan olay, suç dünyasında "kusursuz cinayet" olarak adlandırılan cesetsiz vakaların nasıl çözülebileceğine dair hukuk literatürüne geçecek bir emsal oluşturdu. Süreç, inşaat halindeki bir binada çalışan 48 yaşındaki N.Ö.'nün, mülk sahibini arayarak "İnşaatta bir ceset var, 100 bin TL karşılığında yok edebilirim" şeklindeki şantaj içerikli iddiasıyla başladı. İhbar üzerine harekete geçen jandarma ekipleri, söz konusu noktada bir cesetle karşılaşmasa da olay mahallinde buldukları biyolojik kalıntıları ve delilleri titizlikle incelemeye aldı.
DNA analizinden çıkan sonuçlar
Ankara Kriminal Daire Başkanlığına gönderilen kan örnekleri üzerindeki çalışmalar, cinayetin çözülmesindeki en önemli dönüm noktası oldu. Olay yerindeki peçete ve kumaş parçalarından elde edilen DNA örnekleri, N.Ö. ile doğrudan ilişkilendirildi. Ancak asıl karmaşık süreç, inşaat alanında bulunan ve sanığa ait olmayan diğer kan izinin kime ait olduğunun belirlenmesiyle devam etti. Ekipler, genetik soy bağı verilerini kullanarak Kahramanmaraş’taki bir aileye ulaştı. Aile bireyleriyle yapılan görüşmelerde, uzun süredir haber alınamayan İbrahim K.'nin bölgede bulunduğu ve şüpheliyle iletişim kurduğu saptandı.
Altın zincirler ve dijital ayak izleri
Hukuki süreçte toplanan yan deliller, sanığın suç ortaklığını pekiştirdi. N.Ö.'nün, İbrahim K.'ye ait altın zincirleri kentteki bir kuyumcuda sattığı güvenlik kamerası kayıtlarıyla belgelendi. Sanık, mahkemedeki savunmasında suçlamaları reddederek altınların kendisine ait olduğunu ve maktulün telefonunu çöpe attığını iddia etti. Ancak toplanan dijital veriler, telefon trafiğinin cinayet günü ve saatinde aynı bölgede yoğunlaştığını kanıtladı.
Adli yargı süreci ve kararın önemi
Mersin 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, cesedin bulunamamış olmasının, diğer somut delillerin varlığı karşısında hüküm kurmaya engel teşkil etmediğine kanaat getirdi. Mahkeme, sanık N.Ö.'ye kasten öldürme suçundan 25 yıl, nitelikli hırsızlık suçundan ise 4 yıl 2 ay hapis cezası verdi. Hukuk çevreleri, bu kararı "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin, yüzde yüz kesin delillerle çürütülebildiğine dair önemli bir örnek olarak değerlendirdi.