Orta Doğu krizinin Türkiye ekonomisine olası etkileri masaya yatırıldı

Dr. Yusuf Sayın, bölgedeki çatışmaların genişleme riskine dikkat çekerek Türkiye'nin enerji ve güvenlik süreçlerinde yaşanabilecek olası risklere karşı uyardı. İran ve İsrail ekseninde tırmanan askeri gerilimin bölgesel sınırları aşarak küresel bir güvenlik krizine dönüşebileceği tartışılıyor.

Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Sayın, bölgedeki çatışmaların genişleme riskine dikkat çekerek Türkiye'nin enerji ve güvenlik süreçlerinde yaşanabilecek olası risklere karşı uyardı.

İran ve İsrail ekseninde tırmanan askeri gerilimin bölgesel sınırları aşarak küresel bir güvenlik krizine dönüşebileceği tartışılıyor. Konuyu farklı boyutlarıyla değerlendiren Necmettin Erbakan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Sayın, mevcut durumun anlık bir krizden ziyade uzun yıllara dayanan ideolojik ve stratejik rekabetin bir yansıması olduğunu öne sürdü.

Sayın, İsrail'in bölgedeki yerleşik politikalarının ve ABD'nin bu süreçteki ittifak rolünün çatışma zeminini beslediğini belirtti. Uzman isim, küresel aktörlerin müdahil olduğu bu tür parçalı çatışma alanlarının, tarihsel süreçlerde geniş çaplı savaşların habercisi olabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

Ekonomik ve siyasi riskler Türkiye'yi zorlayabilir

Prof. Dr. Sayın'a göre, bölgede yaşanacak bir istikrarsızlığın en belirgin yansımalarının Türkiye üzerinde görülmesi kaçınılmaz görünüyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki potansiyel aksaklıkların enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit edebileceği değerlendiriliyor.

Bu tür bir krizin küresel tedarik zincirlerinde yaratabileceği kırılmaların, Türkiye’de enerji maliyetlerini yukarı çekebileceği ve bunun enflasyonist bir baskı oluşturabileceği belirtiliyor. Sınır güvenliği ve bölgesel ticaret hacmi üzerindeki olası olumsuz etkiler ise Türkiye'nin önündeki en ciddi dış politika sınamaları arasında gösteriliyor.

Küresel aktörlerin stratejik hamleleri

ABD'nin bölgedeki varlığını İsrail'in çıkarlarını koruma temelinde kurguladığını savunan Sayın, bu tercihin arkasında enerji güvenliği, Çin ve Rusya ile süren rekabet ortamı ve Amerikan iç siyasetindeki dengelerin yattığını ifade etti. Taraflar arasındaki rasyonel zeminin kaybolmasıyla birlikte, çatışmanın sadece bölge ülkelerini değil, uluslararası güç dengelerini de yeniden şekillendirebilecek bir sürece evrildiği vurgulandı.

Uzmanlar, bölgedeki diplomatik kanalların kapalı kalmasının ve gerilimin tırmanmasının hem siyasi hem de ekonomik açıdan öngörülemez bir küresel tablo çizebileceği konusunda hemfikir. Türkiye'nin bu süreçten en az hasarla çıkması için enerji güvenliği ve bölgesel diplomasi hamlelerini proaktif bir şekilde yönetmesi gerektiği belirtiliyor.

İLGİLİ HABERLER