Yüksek kredi maliyetlerinden kaçınan vatandaşlar, bankalar yerine tasarruf finansman modellerine yöneldi. BDDK denetimindeki sistem, her beş araç satışından üçünde başrol oynayarak finansman dünyasında dengeleri kökten değiştirdi.
Ekonomik piyasalardaki dalgalanmalar ve jeopolitik risklerin tetiklediği faiz artışları, geleneksel bankacılık ürünlerine olan ilgiyi kısıtladı. Merkez Bankası'nın politika faizlerini yüksek seviyelerde tutması ve tahvil getirilerindeki tırmanış, özellikle taşıt kredilerine yansıdı. BDDK verilerine göre, son dönemde genel tüketici kredilerinde artış yaşanmasına rağmen, banka kaynaklı taşıt kredileri hacim kaybetti.
El birliği modeli otomobil pazarını domine ediyor
Bankaların kredi musluklarını kısması ve maliyetlerin yükselmesiyle birlikte, tasarruf finansman şirketlerinin pazar payı hızla büyüdü. Merkez Bankası'nın 2026 yılı ilk çeyreğini kapsayan Finansal İstikrar Raporu, çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Buna göre, Eylül 2025'ten itibaren banka kredilerini geride bırakan tasarruf finansman sistemi, Mart 2026 itibarıyla toplam taşıt finansmanındaki payını %60’ın üzerine taşıdı. 170 milyar TL’lik devasa bir hacme ulaşan sistem, artık ipotekli araç satışlarının ana merkezi haline geldi.
Beş ayda anahtar teslim sistem
Sistemin sunduğu en büyük avantajların başında, bankaların uyguladığı katı vade ve tutar sınırlamalarının bulunmaması geliyor. BDDK gözetiminde yürütülen bu "havuz" modelinde, katılımcılar sadece %7 civarında bir katılım bedeli ödeyerek finansmana erişebiliyor.
Örnek bir senaryoda; 300 bin TL’lik bir finansman paketine dahil olan ve aylık 20 bin TL taksit ödeyen bir kişi, henüz beşinci taksitini yatırdığı 152. günde aracını teslim alabiliyor. Faiz yükü taşımayan ve kişilere ödeme planlarında esneklik sunan bu yöntem, otomobil sahibi olmak isteyenlerin önündeki en büyük bariyer olan yüksek faiz sorununu şimdilik ortadan kaldırmış görünüyor.