Eski sevgilisi Deniz Bulutsuz’a yönelik şiddet davasıyla gündeme gelen oyuncu Ozan Güven, hukuki süreçte sessiz kalmayı tercih etme gerekçelerini ve yaşadığı toplumsal etkileri ilk kez detaylandırdı.
Oyuncu Ozan Güven, katıldığı bir televizyon programında eski sevgilisi Deniz Bulutsuz ile olan davasına dair açıklamalarda bulundu. Hakkındaki kasten yaralama suçlamasıyla görülen davanın yaklaşık beş buçuk yıl sürdüğünü belirten Güven, bu süre zarfında yargıya güvendiği için kamuoyu önünde bir savunma yapmaktan kaçındığını ifade etti.
Hukuki süreçte toplamda beş ayrı davayla karşı karşıya kaldığını ve bunların dördünden beraat ettiğini hatırlatan Güven, abajurla ilgili yaşanan arbede sonucunda silahlı yaralama suçundan hüküm giydiğini dile getirdi. Ünlü oyuncu, bu süreçte yaşadığı yıpranmışlığın altını çizerek sosyal hayattaki davranışlarının da değiştiğini vurguladı.
Hukuki süreç ve toplumsal linç vurgusu
Yaşananların ardından toplumdaki tepkilerden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Ozan Güven, şiddet olaylarıyla anılmanın kendisi için ağır bir yük olduğunu belirtti. Kendisinin Türkiye'deki şiddet vakalarının simgesi haline getirilmesinin vicdani olmadığını savunan Güven, "Türkiye'de şiddetin sorumlusu benmişim gibi bir algı oluşturulması kabul edilebilir değil" dedi.
Toplumda oluşan linç kültüründen duyduğu endişeyi paylaşan oyuncu, adalet mekanizmasının herkes için gerekli olduğunu belirterek, "6 sene benden çok şey götürdü. Artık bir kadınla aynı asansöre binmekten çekiniyorum, yalnız binmeyi tercih ediyorum" ifadelerini kullandı.
Kariyer ve gelecek planları
Dava süreci nedeniyle bazı tiyatro oyunlarının iptal edildiğini de duyuran Güven, sahne çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Yaşananların kariyerine ve özel hayatına etkilerini değerlendiren oyuncu, kimseye karşı kin beslemediğini ve yargı kararının ardından hayatını sürdürmeye çalıştığını belirtti. İstenmediği ortamlarda bulunmama prensibiyle hareket ettiğini vurgulayan Güven, şiddeti bir çözüm yöntemi olarak görmediğinin altını çizdi.
Ozan Güven, açıklamasının sonunda davanın geride bıraktığı yıkıcı etkilere değinerek, kamuoyunun ön yargılı yaklaşmaması gerektiğini ve kişilerin bireysel hikayelerinin farklı boyutları olabileceğini savundu.