Enflasyon karşısında eriyen birikimler, tasarruf sahiplerini büyük bir çıkmaza sürüklüyor. Resmi veriler, parasını korumaya çalışan vatandaşın reel anlamda neden sürekli zarar ettiğini gözler önüne seriyor.
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren aşılanan “bir köşeye üç kuruş koyma” alışkanlığı, günümüzün ekonomik gerçekleriyle bambaşka bir boyuta evrildi. Devletin büyüme ve kalkınma için teşvik ettiği tasarruf hamleleri, ne yazık ki mevcut ekonomik iklimde vatandaşın lehine sonuçlanmıyor. Aksine, finansal varlıklarını koruma çabası, çoğu zaman sistemli bir ekonomik erimeye dönüşüyor.
TÜİK Verileri Gerçeği Yansıtıyor
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları, tasarruf sahibinin içine düştüğü zor durumu net bir şekilde özetliyor. Nisan ayı verileri ve yılın ilk dört aylık performansı incelendiğinde, enflasyondan arındırılmış reel getiride tablonun ne kadar vahim olduğu görülüyor.
Açıklanan veriler ışığında, neredeyse tüm yatırım araçlarında reel bir kazançtan bahsetmek mümkün değil. Nisan ayında sadece borsa tarafında sınırlı bir reel getiri gözlemlenirken, diğer tüm enstrümanlar negatif bölgede kalarak yatırımcısını hüsrana uğrattı. Yıllık bazda altın ve borsa gibi araçlar bir nebze olsun direnç gösterse de, mevduat sahibi için durum çok daha karanlık bir tablo çiziyor.
Mevduatın Çaresizliği ve Enflasyon Sarmalı
Ekonominin temel taşı olan mevduat ve iç borçlanma senetleri, aslında ülke ekonomisine en çok katkı sağlayan araçlar arasında yer alıyor. Ancak reel getiri oranları mevduat sahiplerini cezalandırır nitelikte. Özellikle stopaj kesintileri ve enflasyon baskısı altındaki mevduat faizleri, tasarrufçunun anaparasını günden güne eritmesine neden oluyor.
Buradaki en büyük sorun, yüksek faiz oranlarının neden olduğu kredi maliyetleri değil; bizzat kontrol altına alınamayan kronik enflasyonun ta kendisi. İşçisinden emeklisine kadar geniş bir kesimi doğrudan etkileyen bu durum, gerçekçi ve kararlı bir çözüm iradesi sergilenmediği sürece bireysel birikimleri eritmeye devam edecek. Vatandaş, bir yandan ülke ekonomisine destek olma çabası verirken diğer yandan sistemsel bir ekonomik kaybın içine itilmenin çaresizliğini yaşıyor.