Bu değerlendirmeye Mavi Vatan doktrininin fikir babalarından emekli amiral Cem Gürdeniz de destek verdi. Gürdeniz’e göre son askeri hareketlilikler, küresel güç mücadelesinin artık tek bir cephede yaşanmadığını gösteriyor.
ABD’nin askeri dağılımı dikkat çekiyor
Gürdeniz, ABD’nin son dönemdeki askeri konuşlanmalarının önemli mesajlar içerdiğini belirtti.
Pasifik’te konuşlu kritik platformlardan biri olan USS George Washington uçak gemisinin Japonya’nın Yokosuka limanında bakımda olduğunu ve operasyonel olarak hazır durumda bulunmadığını ifade etti.
Ayrıca ABD’nin bazı savunma unsurlarını Pasifik’ten çekerek Orta Doğu’ya yönlendirdiğini vurguladı.
Bu kapsamda:
Amerika Birleşik Devletleri Donanması’na ait
USS John Finn (DDG-113)
USS Milius (DDG-69)
gibi iki Aegis destroyerinin Arap Denizi’ne gönderildiği belirtildi.
Ayrıca ABD’nin Güney Kore’de konuşlu bazı THAAD hava savunma unsurlarını Kore Yarımadası’ndan çekerek Körfez bölgesine kaydırdığı ifade edildi.

Kuzey Kore’den nükleer mesaj
Bölgede tansiyonu yükselten gelişmelerden biri de Kuzey Kore’den geldi.
4 Mart’ta Kuzey Kore, yeni hizmete giren 5000 tonluk bir muhripten nükleer başlık taşıyabilen seyir füzesi denemesi gerçekleştirdi.
Cem Gürdeniz’e göre bu test yalnızca teknik bir deneme olarak değerlendirilmemeli. Çünkü İran ile Kuzey Kore arasındaki füze teknolojisi iş birliği 1980’lere kadar uzanıyor.
Örneğin:
İran, İran-Irak Savaşı sırasında Kuzey Kore’den Scud-B füzeleri satın aldı.
Bu teknoloji İran’ın Shahab füze programlarının temelini oluşturdu.
1990’larda ise Kuzey Kore’nin Nodong füze teknolojisinin İran’a aktarıldığı rapor edildi.
Bu nedenle Gürdeniz, son füze denemesinin stratejik bir mesaj taşıdığını ifade ediyor.

Savaşın mühimmat boyutu: Patriot füzeleri
Gürdeniz’e göre mevcut savaşların mühimmat kullanımı da dikkat çekici boyutlara ulaştı.
ABD, dört yıl süren Rusya-Ukrayna Savaşı boyunca Ukrayna’ya yaklaşık 600 Patriot hava savunma füzesi sağladı.
Buna karşılık İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta sadece 11 gün içinde yaklaşık 800 Patriot ve benzeri önleyici füze kullanıldığı ifade ediliyor.
Bu durum, ABD’nin hava savunma ve hassas mühimmat stoklarında baskı oluştuğuna dair yorumlara yol açıyor.
Pasifik’te yeni bir stratejik denge
Cem Gürdeniz’e göre ABD’nin Orta Doğu’daki yükü artarken Pasifik’teki gelişmeler de yeni bir güç mücadelesine işaret ediyor.
Washington’un İsrail’in güvenliğini öncelik haline getirmesinin Japonya ve Güney Kore gibi Asya müttefiklerinde endişe yarattığı belirtiliyor.
Gürdeniz’e göre ortaya çıkan tablo şu gerçeği gösteriyor:
“Bir yanda Batı Asya’daki savaşın yükü artarken diğer yanda Pasifik’te nükleer başlık taşıyabilen füzelerin test edildiği yeni bir stratejik ortam oluşuyor. Küresel güç mücadelesi artık tek cepheli değil.”