Medya devi Axel Springer'in Yönetim Kurulu Başkanı Mathias Döpfner, şirket bünyesindeki gazetecilere yönelik sert bir ültimatom yayınlayarak, İsrail'in var olma hakkını savunmayan çalışanların istifa etmesi gerektiğini vurguladı.
Dünya medyasının gündemine oturan kriz, Politico çalışanlarının yeni Genel Yayın Yönetmeni Jonathan Greenberger'e sunduğu bir mektupla patlak verdi. Gazeteciler, patronları Mathias Döpfner'i, kurumu kendi kişisel siyasi ajandası doğrultusunda yönlendirmekle ve tarafsızlık ilkesini zedelemekle suçladı.
Şirket içinde yükselen bu eleştirilere sessiz kalmayan Döpfner, yaklaşık 40 dakika süren bir toplantıda tavrını net bir şekilde ortaya koydu.
İdeolojik sınırları çizdi
Döpfner, İsrail'e verilen desteğin Axel Springer'in kurumsal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Şirketin özgürlük, serbest piyasa ve ifade özgürlüğü gibi temel değerlerine atıfta bulunan yönetici, İsrail'in var olma hakkını savunmanın bu beş temel ilkenin merkezinde yer aldığını savundu.
Çalışanlara yönelik oldukça keskin ifadeler kullanan Döpfner, "Temel ilkelerimizle inanç ayrılığı yaşayan birinin burada çalışması uygun değildir. Eğer bu değerler sizin için bir çekim gücü oluşturmuyorsa, başka şirketlerde çalışmanızı tavsiye edebilirim" ifadelerini kullandı.
Geçmişteki sızıntılar tartışmayı alevlendirdi
Döpfner'in bu çıkışı, daha önce Die Zeit gazetesine sızdırılan ve içerisinde "Siyonizm her şeyin üstündedir, İsrail benim ülkem" ifadelerinin yer aldığı e-postaları yeniden hatırlattı. Gazeteciler, bu tür söylemlerin Politico'nun bağımsız ve tarafsız bir haber kaynağı olma vasfına zarar verdiğini savunurken, yönetim cephesinden gelen bu son açıklamalar kurum içindeki gerilimin tırmanacağını gösteriyor.
Sektör temsilcileri, medya patronlarının siyasi görüşlerinin editoryal bağımsızlık üzerindeki etkisini tartışmaya açarken, Axel Springer bünyesinde çalışanların bu ültimatom karşısında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu.