Şehirlerdeki betonlaşma solunum hastalarını tehdit ediyor

Uzmanlar, metropollerdeki dikey yapılaşmanın ve asfalt yüzeylerin güneş enerjisini hapsetmesiyle oluşan kentsel ısı adası etkisinin, toplumun en kırılgan kesimlerinden olan astım ve KOAH hastalarını hayati riskle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor.

Kontrolsüz şehirleşme ve yükselen hava sıcaklıkları, kronik akciğer rahatsızlığı olan bireyler için ciddi bir sağlık krizine dönüşüyor.

Uzmanlar, metropollerdeki dikey yapılaşmanın ve asfalt yüzeylerin güneş enerjisini hapsetmesiyle oluşan kentsel ısı adası etkisinin, toplumun en kırılgan kesimlerinden olan astım ve KOAH hastalarını hayati riskle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Yeşil alanların yetersizliği ve hava akımının engellenmesi, şehir merkezlerini adeta birer ısı hapsine dönüştürürken, bu durum hava kalitesinin dramatik biçimde düşmesine yol açıyor.

Isı adaları hava kimyasını bozuyor

Türk Toraks Derneği temsilcilerinden Fevziye Fisun Yıldız, kentsel ısı adalarının yalnızca yüksek sıcaklık anlamına gelmediğini, aynı zamanda kimyasal bir tehdit barındırdığını vurguluyor. Yoğun yapılaşma nedeniyle azalan hava sirkülasyonu, araçlardan çıkan egzoz gazlarının ve diğer uçucu organik bileşiklerin şehir içinde hapsolmasına neden oluyor. Güneş ışığıyla tepkimeye giren bu kirleticiler, yer seviyesinde ozon miktarını artırarak akciğer sağlığını tehdit eden tehlikeli bir atmosfere zemin hazırlıyor.

Hastaneye başvurular tırmanışta

Araştırmalar, aşırı sıcaklıkların hakim olduğu dönemlerde kronik solunum rahatsızlığı olanların hastanelere başvurma oranlarında ciddi bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Verilere göre, sıcak hava dalgaları sırasında astım kaynaklı acil servis başvuruları yüzde 30'lara kadar çıkabilirken, KOAH hastalarının hastaneye yatış oranlarında da dörtte bir oranına varan artışlar kaydediliyor. Özellikle gece saatlerinde ısının düşmemesi, vücudun kendini yenileme mekanizmasını bozarak hastaların iyileşme sürecini zorlaştırıyor.

Sağlık uzmanları, özellikle 11.00 ile 17.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması gerektiğini hatırlatırken, yoğun trafikli bölgelerden uzak durulmasının ve bol sıvı tüketiminin kritik bir koruyucu önlem olduğunu ifade ediyor. Düşük gelirli bölgelerde yeşil alan eksikliği ve yüksek beton yoğunluğu, sağlıkta eşitsizlik sorununu da derinleştiren bir faktör olarak dosyaya yansıyor.

İLGİLİ HABERLER