Ankara’da 2025 yılı Eylül ayında servis şoförü Binali Aslan’ın katledilmesiyle sonuçlanan vahşi saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Soruşturma dosyası, saldırganların Ankara'da gizlendikleri hücre evinde yaşayan ve terör örgütleriyle bağlantısı tespit edilen bir şahsın, kamu kurumlarından düzenli sosyal yardım aldığını ortaya koydu.
Terör Ağı ve Hücre Evi Yapılanması
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 2023 yılında Fransa'dan Türkiye'ye giriş yapan Aksoy ailesinin Suriye'ye geçiş süreçleri ve bu süreçte gerçekleştirdikleri eylemler detaylandırıldı. İddianameye göre aile, Ankara’da bulundukları dönemde Muhammed El Arac ve Nur Şiho çiftinin evinde konakladı. Savcılık, ailenin yaklaşık 45 gün boyunca barındığı bu konutu doğrudan bir terör örgütü hücresi olarak tanımladı.
El Arac’ın geçmişine yönelik yapılan incelemelerde, şahsın El Nusra bünyesinde silahlı faaliyet gösterdiği ve "İkrime" kod adıyla IŞİD içerisinde lojistik destek sağlayan "sorumlu" düzeyde bir yönetici olduğu öne sürüldü. İddianamede, sanığın örgüte katılmak isteyen yabancı uyruklu şahısların Türkiye üzerinden geçişlerini organize ettiği ve konaklama ihtiyaçlarını karşıladığı belirtildi.
Kamu Yardımları ve Güvenlik Zaafiyeti
Dosyaya yansıyan en dikkat çekici detaylardan biri, örgütsel faaliyetler yürüttüğü iddia edilen Muhammed El Arac’ın Türkiye'deki geçim kaynağı oldu. İddianamede, herhangi bir meşru iş kolunda çalışmadığı anlaşılan El Arac ve imam nikahlı eşinin, Kızılay ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından sağlanan mali desteklerden düzenli olarak faydalandığı ifade edildi.
Şüphelinin dijital materyalleri üzerinde yapılan kriminal incelemelerde ise el yapımı patlayıcı üretimine dair teknik içerikler ve terör örgütleriyle iletişim kurmak için kullanılan şifreli haberleşme uygulamaları tespit edildi. İddianamede, sanığın yasal ikamet izni ve yabancı kimlik numarası alarak sistem içerisinde "görünmez" kalmayı başardığı vurgulandı.
Aksoy ailesi, 2025 yılı Eylül ayında Binali Aslan’ı katlederek gasbettikleri araçla Suriye sınırına kaçmış, burada güvenlik güçleriyle girilen çatışmada ailenin büyük bölümü etkisiz hale getirilmişti. Söz konusu iddianame, cinayetin arka planındaki lojistik ağın ve terörle iltisaklı kişilerin devlet yardımlarına erişimindeki güvenlik boşluklarının yargı önüne taşınması açısından kritik bir önem taşıyor.