Uzmanlar, sinsi ilerleyişiyle hayati risk oluşturan yüksek tansiyonun önüne geçmek için kilo kontrolü ve doğru yaşam tarzı seçimlerinin şart olduğunu vurguluyor.
Hipertansiyon, genellikle belirgin bir sinyal vermeden ilerlemesi nedeniyle tıp dünyasında sessiz bir düşman olarak tanımlanıyor. İstanbul Tıp Fakültesi Acil Dahiliye Bölüm Başkanı Prof. Dr. Osman Erk, kan basıncının damarlar üzerindeki baskısının uzun vadede kalp yapısını bozduğunu ve kalp yetmezliğine varan ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. 120/80 mmHg değerinin üzerindeki basınç, vücut sistemleri için alarm zili anlamına geliyor.
Beslenme alışkanlıkları ve kilo yönetimi
Tansiyon değerlerini dengelemek isteyenler için en etkili doğal yöntemlerden biri vücut ağırlığını ideal seviyeye çekmektir. Araştırmalar, verilen her bir kilonun kan basıncında 1 mmHg düşüş sağladığını gösteriyor. Tuz tüketimini sınırlandırmak, işlenmiş ve paketli gıdalardan uzak durmak, düzenli fiziksel aktiviteyle birleştiğinde tansiyonu stabilize etmeye yardımcı oluyor. Bununla birlikte, kullanılan bazı ilaçların (kortizon, doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı ilaçları gibi) tansiyonu yükseltebileceği konusunda hastaların dikkatli olması gerekiyor.
Vücudunuzun gönderdiği sinyaller
Hipertansiyonun etkileri sadece kalp ile sınırlı kalmıyor; nörolojik ve böbrek kaynaklı belirtilerle de kendini gösterebiliyor. Ensedeki ağrıların başa yayılması, kulak uğultusu, görme netliğinde azalma veya gece sık idrara çıkma gibi şikayetler, vücudun verdiği erken uyarılar arasında yer alıyor. İleri seviyelerde ise felç, kalp krizi veya beyin kanaması gibi acil müdahale gerektiren hayati tehlikeler baş gösteriyor.
Doğru ölçüm nasıl yapılır?
Tansiyon tanısı tek bir ölçümle konulamaz; bu nedenle ölçüm öncesi hazırlık süreci oldukça kritiktir. Ölçümden yarım saat öncesine kadar kafein, sigara ve ağır egzersizden kaçınılması, hastanın sakin bir ortamda dinlenmiş olması gerekiyor. Ölçüm sırasında sırtın desteklenmesi ve manşonun kalp hizasında tutulması, doğru veriye ulaşmak için büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Erk, her iki koldan da ölçüm yapılmasını ve yüksek çıkan sonucun takip edilmesini öneriyor.