Silivri’de yeni dönem: İmamoğlu’ndan dava salonunda sert çıkış

gününe girerken, hukuki sürecin gölgesinde yaşanan CHP krizi Silivri’deki duruşmalara damga vurdu. İBB davasının son duruşmasında dikkatler, alınan mutlak butlan kararı ve ardından siyasi arenada yaşanan hareketliliğe çevrildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası 42. gününe girerken, hukuki sürecin gölgesinde yaşanan CHP krizi Silivri’deki duruşmalara damga vurdu.

İBB davasının son duruşmasında dikkatler, alınan mutlak butlan kararı ve ardından siyasi arenada yaşanan hareketliliğe çevrildi. Medyascope ekibi, davanın görüldüğü Silivri’deki gelişmeleri yerinde takip ederek, sürecin artık sadece bir hukuki mesele olmaktan çıktığını gözler önüne serdi.

Dava salonunda değişen atmosfer

Ruşen Çakır, Silivri’deki duruşma salonlarında geçmiş oturumlardan çok daha farklı bir tabloyla karşılaşıldığını ifade etti. Çakır’a göre, sanık yakınları ve davanın diğer paydaşları için artık öncelik dava dosyasındaki teknik detaylar değil, CHP içerisindeki kurumsal krizin geleceği. Çakır, “CHP’nin kurumsal kimliğine yönelik tartışmalar, davanın kendi gündemini adeta gölgede bırakmış durumda. Buradaki herkesin kaderi, partinin içinde bulunduğu bu belirsizlik süreciyle doğrudan bağlantılı hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.

İmamoğlu’nun söylemlerinde yeni evre

Duruşmayı takip eden muhabir Fırat Fıstık, Ekrem İmamoğlu’nun mutlak butlan kararı sonrası takındığı tavrın çok daha net ve sert olduğuna dikkat çekti. İmamoğlu’nun, parti içindeki gelişmeleri sadece iç mesele olarak değil, demokrasiye yönelik bir müdahale olarak tanımladığını belirten Fıstık, şu ifadeleri aktardı:

“İmamoğlu’nun ‘demokrasiyi betona gömmeye çalışıyorlar’ sözleri, doğrudan sürece dair siyasi bir çerçeve çizdiğini kanıtlıyor. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirileri ve dışarıdan bir yönlendirme vurgusu, İmamoğlu’nun savunma stratejisinde artık çok daha doğrudan ve kararlı bir tutum benimsediğini gösteriyor.”

Siyasi süreç ve iddianame bağı

Dava süreci ile CHP’deki değişim sancılarının artık birbirinden ayrılamayacak noktaya geldiğini belirten gazeteciler, savcılığın iddianamesinde yer alan hususların da bu durumu desteklediğini belirtti. İddianamede İBB faaliyetlerinin yanı sıra, parti içerisindeki değişim sürecinin de suçlama konusu yapılması, hukuki davanın siyasi yönünü daha da belirginleştiriyor. Silivri koridorlarında yankılanan ana gündem, bu davanın sadece sanıkların değil, ülkedeki siyasi dengelerin de bir yansıması olduğunu bir kez daha hatırlattı.

İLGİLİ HABERLER