İsrail Eğitim Bakanlığı bünyesinde, hükümet politikalarına karşı çıkan eğitimcileri mercek altına alan gizli bir birimin faaliyet gösterdiği öne sürüldü.
İsrail kamuoyuna sızan belgeler, Eğitim Bakanlığı çatısı altında öğretmenlerin siyasi görüşlerinin takip edildiği "Kışkırtma Vakalarını Ele Alma Danışma Komitesi" isimli bir yapının varlığını ortaya koydu. Haaretz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre, eski bir iç istihbarat servisi olan Şin-Bet yetkilisinin yönettiği bu birim, özellikle hükümetin yargı düzenlemelerini eleştiren veya grev çağrısı yapan isimleri izlemekle görevlendirildi.
Eğitimciler üzerinde baskı aracı
Söz konusu birim hakkındaki iddialar, Yaron Avni isimli bir öğretmene yönelik hazırlanan 14 sayfalık kapsamlı dosyanın basına yansımasıyla ciddiyet kazandı. Bakan Yoav Kisch’in yakın ekibinden isimlerin de dahil olduğu bu süreçte, yaklaşık 160 eğitimci hakkında gizli raporlar tutulduğu belirtiliyor. İddialara göre, bu takiplerde aslan payını İsrail vatandaşı Filistinli eğitimciler alırken, sol görüşlü öğretmenler de mercek altına alınan ana gruplar arasında yer alıyor.
Çifte standart eleştirisi
Eğitim sendikaları ve gözlemciler, hazırlanan dosyalarda dikkat çeken bir çifte standarda işaret ediyor. İddialara göre, hükümet karşıtı sosyal medya paylaşımları anbean kayıt altına alınırken, aşırı sağcı öğretmenlerin ırkçı söylemleri veya şiddet içeren ifadeleri herhangi bir işlem görmüyor. Bu durum, birimin sadece "güvenlik" gerekçesiyle değil, siyasi bir denetim mekanizması olarak kullanıldığı şüphelerini güçlendiriyor.
Yasal kılıf ve yargıya taşınan süreç
Hükümetin, Eğitim Bakanlığı yetkililerine "teröre destek" gerekçesiyle öğretmenleri işten çıkarma veya okulların bütçesini kesme yetkisi veren yeni yasal düzenlemesi, tepkilerin odağında. İnsan hakları kuruluşu Adalah ve mağdur öğretmenler, bu yetkiyi kullanarak hükümetin tüm muhalif sesleri susturmayı amaçladığını savunuyor. Konuyu Yüksek Mahkeme'ye taşıyan muhalif gruplar, yürütmenin eğitim dünyasında fişleme odaklı bir otoriter yapı kurduğunu öne sürüyor. Bakanlık ise tüm bu iddiaları reddederek, işlemlerin tamamen hukuki sınırlar içerisinde gerçekleştiğini savunmaya devam ediyor.