Siyasetin gölgesi borsaya düştü: Mahfi Eğilmez'den 'kâse' metaforlu çarpıcı analiz

Türkiye’nin siyasi gündeminde bomba etkisi yaratan "mutlak butlan" kararı, finansal piyasalarda kısa süreli bir fırtına kopardı. İktisatçı Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde siyaset ve ekonomi arasındaki hassas dengenin nasıl sarsıldığını detaylarıyla ele alırken, devletin kriz anındaki stratejilerini de masaya yatırdı.

CHP kurultayıyla ilgili hukuki sürecin tetiklediği piyasa dalgalanmasını değerlendiren Mahfi Eğilmez, ekonomi yönetiminin müdahalelerini ve toplumun krizlere karşı geliştirdiği yeni refleksleri mercek altına aldı.

Türkiye’nin siyasi gündeminde bomba etkisi yaratan "mutlak butlan" kararı, finansal piyasalarda kısa süreli bir fırtına kopardı. İktisatçı Mahfi Eğilmez, son değerlendirmesinde siyaset ve ekonomi arasındaki hassas dengenin nasıl sarsıldığını detaylarıyla ele alırken, devletin kriz anındaki stratejilerini de masaya yatırdı.

Piyasalarda panik ve acil müdahaleler

Kararın ardından BIST 100 endeksindeki ani gerileme, yatırımcılar arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtı. Endeks 14 bin seviyelerinden 13 bin bandına kadar hızla çekilirken, döviz talebindeki artış ve CDS primlerindeki tırmanış dikkat çekti. Eğilmez, bu noktada ekonomi yönetiminin hızlı aksiyon aldığına işaret ediyor. Türkiye Varlık Fonu’nun borsada gerçekleştirdiği alımlar düşüşü frenlerken, Merkez Bankası da döviz kurundaki yükselişi sınırlamak için rezervlerini devreye soktu. Kredi büyüme limitlerinin daraltılmasıyla birlikte, otoritelerin piyasayı sakinleştirmek için yoğun bir mesai harcadığı görüldü.

Vicdanın yerini alan hesap makinesi

Eğilmez’in analizinin en dikkat çekici tarafı, yaşananlara getirdiği sosyolojik yorum oldu. Toplumun hukuki veya siyasi krizlere karşı gösterdiği tepkisizliği "piyasa aldırmazlığı" olarak tanımlayan Eğilmez, Kemal Tahir’in romanındaki bir örnekten yola çıktı. Milli Mücadele günlerinde büyük acılara rağmen sadece "içindeki yoğurt dökülmesin diye" çatlak bir kâseyi düşünen karakteri hatırlatan iktisatçı, günümüzde bireylerin vicdani değerlerden ziyade finansal kaygılara odaklandığını savunuyor.

Siyasi iktidarın bu toplumsal eğilimi bir "kalkan" gibi kullandığını belirten Eğilmez, yazısını cevabı merak edilen bir soruyla noktalıyor: Toplumun bu süreçte ödediği maddi bedeller, yükselen faiz yükü ve üretimdeki kayıplar karşısında asıl fatura kimin hanesine yazılacak?

İLGİLİ HABERLER