Sokakların güvenliği ve belediyelerin sorumluluk sınavı: Yetkililer neden çekiniyor?

Son dönemde Van’da küçük bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırı, başıboş köpek meselesini bir kez daha gündemin ilk sırasına taşıdı. Bir başka çocuğun ise saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulması, sokaklardaki denetimsizliğin geldiği korkutucu boyutu gözler önüne serdi.

Van’da yaşanan vahim olay sonrası sokaklardaki sahipsiz köpek sorunu yeniden tırmanışa geçerken, yerel yönetimlerin kanunları uygulama konusundaki isteksizliği kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.

Son dönemde Van’da küçük bir çocuğun hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan saldırı, başıboş köpek meselesini bir kez daha gündemin ilk sırasına taşıdı. Bir başka çocuğun ise saldırıdan ağır yaralı olarak kurtulması, sokaklardaki denetimsizliğin geldiği korkutucu boyutu gözler önüne serdi. Ancak tartışmanın sadece fiziksel boyutu değil, bu soruna karşı geliştirilen tepkisiz tavır da toplum vicdanını yaralıyor.

Belediyelerin sessizliği ve denetim eksikliği

Vatandaşlar, kanunların açıkça emrettiği sahipsiz hayvanların toplanması ve barınaklara yerleştirilmesi sürecinde belediyelerin ve valiliklerin neden yeterli aksiyon almadığını sorguluyor. Mevcut yasalar, sokaklarda sahipsiz tek bir hayvan kalmaması gerektiğini hükme bağlamasına rağmen, bazı çevrelerin oluşturduğu baskı mekanizması yetkilileri adeta kilitliyor. Hayvan sevgisi kisvesi altında sergilenen ve mağdur ailelerin acılarını dahi görmezden gelen agresif tutum, yerel yöneticilerin çekimser kalmasına neden oluyor. Bu durum ise faturanın hükümete kesilmesine yol açan yanlış bir algı yönetimini beraberinde getiriyor.

Muhalefet cephesinde vizyon tartışması

Öte yandan, CHP içindeki siyasi gündem de en az sokak güvenliği kadar hararetli tartışmalara sahne oluyor. Parti yönetiminin ekonomik projelere, faiz politikalarına veya sosyal reformlara dair somut bir vizyon ortaya koymak yerine, rüşvet ve yolsuzluk iddialarının gölgesinde kaldığı eleştirileri yükseliyor.

Belediyelerdeki rüşvet iddiaları ve bu iddiaların merkezinde yer alan isimlere karşı genel merkezin sergilediği korumacı tavır, parti içi denetim mekanizmalarının işleyip işlemediği sorusunu gündeme getiriyor. Kamuoyu, meydanlarda iktidarı eleştirenlerin, kendi belediyelerinde yaşanan devasa bütçeli vurgun iddialarına karşı neden sessiz kaldığını ve hukuki süreçleri neden tehdit diliyle karşıladığını merak ediyor. Siyasi tartışmaların bu denli kısırlaşması, yerel hizmetlerden beklenen verimin alınamamasına da zemin hazırlıyor.

İLGİLİ HABERLER