Sahra Çölü üzerinden yükselerek Akdeniz Havzası'na ulaşan yoğun mineral tozları, önümüzdeki 10 gün boyunca yurt genelinde hava kalitesini olumsuz yönde etkileyecek.
Kuzey Afrika coğrafyasından kaynaklanan ve rüzgarların etkisiyle kıtalar arası yolculuk yapan toz kütleleri, bugün itibarıyla Türkiye semalarına giriş yaptı. Meteoroloji uzmanlarının verilerine göre, ülkenin batı kesimlerinden başlayarak tüm bölgelere yayılması beklenen bu yoğun taşınımın, 18 Mayıs tarihine kadar etkisini sürdüreceği tahmin ediliyor.
Uzmanlardan kritik sağlık uyarıları
İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, söz konusu hava olayının özellikle risk grubunda bulunan vatandaşlar için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Astım, bronşit ve KOAH gibi kronik solunum yolu rahatsızlıkları olan bireylerin bu süreçte çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Toros, şu tavsiyelerde bulundu:
Özellikle yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere, hava kalitesi indeksinin tehlikeli seviyelere (kırmızı, mor veya kahverengi) ulaştığı günlerde dışarıda uzun süre vakit geçirilmemeli. Yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve solunum hastaları gerekirse maske kullanarak kendilerini korumalı. Bölgedeki hava kalitesi verileri sürekli takip edilerek dış mekan faaliyetleri buna göre planlanmalı.
Doğanın tozlu döngüsü: Hem tehlikeli hem besleyici
Bilim dünyası çöl tozlarını sadece bir hava kirliliği unsuru olarak görmüyor; aynı zamanda gezegenin ekosistemi için hayati bir işlev üstlendiklerini belirtiyor. Her yıl yaklaşık 180 milyon ton mineral tozunun rüzgarlarla taşınarak okyanuslara ve ormanlara ulaştığını hatırlatan Prof. Dr. Toros, bu tozların içeriğindeki demir ve fosforun doğal bir gübre görevi gördüğünü ifade etti.
Örneğin, Sahra’dan taşınan minerallerin Amazon yağmur ormanlarının ihtiyaç duyduğu fosforun büyük bir kısmını karşıladığı biliniyor. Bu devasa toz taşınımı, okyanuslardaki plankton yaşamından tropikal ormanların verimliliğine kadar, dünya genelindeki biyolojik dengenin korunmasında anahtar bir rol oynamaya devam ediyor.