Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs eylemleri sırasında gözaltına alınıp tutuklanan üniversite öğrencisi Umut Kabaklı hakkında emsal bir karara imza atarak, tutuklama tedbirinin hukuki olmadığını ve ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini tescilledi.
İstanbul'da 2024 yılındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında Saraçhane'den Taksim'e yürümek isterken gözaltına alınan ve ardından tutuklanan üniversite öğrencisi Umut Kabaklı'nın hukuk mücadelesi sonuçlandı. Bireysel başvuru üzerine dosyayı inceleyen Anayasa Mahkemesi (AYM), Kabaklı'nın kişi hürriyeti ve güvenliği ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğine hükmetti.
Tutuklamanın meşru bir amacının bulunmadığını vurgulayan Yüksek Mahkeme, öğrenciye 300 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Hukuki süreç nasıl işledi?
Kabaklı hakkında 6 Mayıs 2024 tarihinde verilen tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gerekçe gösterilmişti. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede ise öğrenciye; ihtara rağmen dağılmama, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme ve kasten yaralama gibi ağır suçlamalar yöneltilmişti. İstanbul 25'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nin tutukluluk halinin devamı yönündeki kararına yapılan itirazlar da reddedilmişti.
AYM'den ders niteliğinde gerekçe
Temmuz 2024'te yapılan bireysel başvuru sonrası tahliye edilen Kabaklı'nın dosyasını 17 Şubat 2026'da karara bağlayan AYM, tutuklama tedbirinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığını belirtti. Kararda, başvurucunun barışçıl bir gösteriye katıldığına dikkat çekilerek, özgürlüklerin kısıtlanmasının hukuki bir zemine oturmadığı ifade edildi.
İhlal kararlarında artış dikkat çekiyor
AYM'nin son yıllardaki verileri, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik ihlal iddialarının yoğunluğunu gözler önüne seriyor. 2012-2025 yılları arasında Yüksek Mahkeme'ye taşınan 84 bini aşkın hak ihlali başvurusunda; ifade özgürlüğü 4 bin 896 kararla ilk sırada yer alırken, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bin 747 ihlal kararıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu verilerin temel hak ve özgürlüklerin korunmasında yargısal denetimin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtiyor.